Çinli Amiral Muhammed Hasan - Ahmet MİROĞLU

www.mescere.net


317 Çin Gemisiyle Hacca Gelen Amiral

15.asrın ilk çeyreği. Osmanlı Devleti'nin Timur gailesi sebebiyle ayağının sürçtüğü Fetret Dönemi ile İkinci Sultan Murad Dönemi arası bir zaman dilimi. Mütevazı Cidde limanı açıkları belki de o zamana kadar hiç görmediği derecede kalabalık bir filoyu ağırlıyor.

317 civarında yelkenli, yaklaşık 30 bin kişilik mürettebatıyla deniz yüzeyini baştanbaşa kaplamış… Sahile koşuşturanlar; Çin flamalı, kuğular gibi süzülen muhteşem yelkenlilerin dalgalandırdığı denizi ve bu harikulade manzarayı seyrediyor.

Çin tarihi kayıtlarına göre, amiral gemisinden uzun boylu, iri cüsseli, keskin yüz hatlarına, uzun ve sarkık kulak memelerine sahip, kaplan gibi çevik ve hızlı, gür sesli,sevimli ve nüktedan bir insan, cesur bir asker olarak nitelendirilen resmi üniformalı bir şahıs iniyor. İmparatoru ona Zheng He ve “Batı Denizlerinin Amirali” ünvanını vermiş. Her ne kadar Çin donanmasının şanlı bir amirali ve bu dev filonun kumandanı ise de, aslen Çinli değildir.

Amiral, çocukluğu boyunca dedesiyle babasının mukaddes hac yolculuklarıyla ilgili hatıralarını dinleyerek büyümüştür.İşte şimdi sıra ondadır. Hayatının rüyası gerçekleşmek üzeredir. O,artık dünyanın en mutlu insanlarından birisidir. Hac vazifesini yerine getirdikten sonra Hz. Peygamber s.a.v.'i, şehrinde, yani Medine'de ziyaret eder. Ve geldiği gibi gider.

Ardından yüzyıllar geçer.Adı-sanı unutulur, kaydı düşer. Halbuki o, sadece on binlerce mürettebata sahip yüzlerce gemiyle haccetmek için gelmiş müslüman bir amiral olmaktan öte, belki dünyanın ilk kâşifi ünvanını da almaya layıktır. Fakat Kristof Kolomb'un , Magellan ve Vasco da Gama'nın adı şaşaalı biçimde zikredilirken, bu müslüman kâşifin göz kamaştıran başarılarına hiç değinilmez.

Bizzat tutmuş olduğu hatıraları ve gezi notları sonradan bazı gerekçelerle imha edilmiştir. Amerika'ya Kristof Kolomb'dan yaklaşık 70-80 yıl önce ulaştığı iddia edilen bu amiralin hayatına ve keşiflerine gelin biraz daha yakından bakalım. Ne yazıktır ki bu olağanüstü tarihi hakikati de müslümanlar değil,başkaları ortaya çıkarmıştır. Avrupa ve Amerika'da yayınlanan gazetelerle dergiler ( Daily Telegraph , New York Times , Time…) sürekli ondan söz etmektedirler. Life dergisi onu ikinci bin yılın en önemli14. kişisi seçmiştir ama müslümanların şimdilik bundan da haberi yoktur.

Parlak bulutlara gizlenmiş diyarlar

1930'luyıllarda Çin'in Fujian vilayetinde bir dikilitaş keşfedildi. Kutsal Eşadlı Taoist Tapınağı'na yaklaşık 500 yıl önce dikilen anıtta, Zheng He( 1371-1433 ) adındaki Çinli amiralin şaşırtıcı gezilerinden söz eden bir kitabe yer alıyordu.

Zheng He, kitabede Ming Hanedanı İmparatoru'nun kendisine “ufkun ötesindeki ülkelere”, dünyanın sonuna kadar gidecek şekilde deniz seferleri düzenlemesini emrettiğini anlatıyordu. Görevi, bütün dünyaya Çin'in gücünü göstermek ve “denizler ötesindeki barbarların” takdirini kazanmaktı.

Çinliler kültür ve medeniyetlerini oluşturmuş ve kendilerini dünyanın merkezi kabul edip, ülkelerini bu anlayışa uygun olarak “Merkezî Krallık” diye adlandırıyorlardı. Ancak kendilerini dünyadan tecrit etmişlerdi.Yabancı ülkelerle ilişki kurmaktan kaçınmaktaydılar. İşte Zheng He'nin seferleri, Çin'in politikalarını değiştirip dünyaya açılmaya çalıştığı dönemde gerçekleşir.

Çin kadim denizcilik geleneğine sahip bir ülkeydi. Daha Han Sülalesi devrinde bile Hindistan'a seferler düzenlenmekteydi. Çinli denizciler seyahat ve seferlerini kolaylaştıran pusulayı bulmuşlardı. Bu göz kamaştırıcı ve şaşırtıcı icadı gören bir yabancı kaptan, seyir defterine hayranlık dolu satırlar yazmıştı. O,Çinlilerin yön mefhumunun tamamen ortadan kalktığı zifiri karanlıkta bile rotalarını kaybetmemelerine hem şaşırmış, hem de gıpta etmişti.Yani Çinliler uzak denizlere açılmaya çoktan hazırdılar. Kitabede adı geçen amiral Zheng He söz konusu açılımın mimarı olmuştu.

Anıttaki kitabe, Zheng He'nin ziyaret ettiği ülkelerin Çince isimlerini içermekteydi. Buna göre Zheng He, Asya'dan Afrika'ya 37 ülkeyi, 35 bin mil (yaklaşık 56.315 km .) yol kat ederek dolaşmıştı. O şöyle anlatıyordu:

“Okyanusta gökyüzüne yükselen dağlar gibi dalgalarla baş etmek, masmavi parlak bulutların şeffaflığına gizlenmiş uzak barbar bölgelerini görmekle mükelleftik. Bu arada yelkenlilerimiz azgın dalgaları umursamadan geniş ve mamur bir şehir caddesinde yürüyorcasına bulutlara dek yükseliyor ve rotalarında yıldızlar gibi kayıyordu.”

Zheng He kimdir?

Zheng He'nin bir ünvan mı yoksa bir isim mi olduğu tartışmalıdır. Aslında o Çin asıllı olmadığı gibi, ismi de Zheng He değildir. Ailesi Orta Asyalıdır ve Samur boyundandır. Çin'in Yunnan vilayetinin güneybatısındaki Kunyang kasabasında ikamet eden bu müslüman ailenin1371'de bir erkek çocuğu olur. Ona Ma Sanpao (Muhammed Hasan) adını verirler. Dedesi ve babası haccetmiş insanlardır. Hac yolculuğunun çok güç şartlarda gerçekleştirilebildiği o dönemde, bu ibadeti hem de Çin gibi uzak bir diyardan gelerek eda etmek herkese kısmet olmazdı. Onun için aile meclisinde sürekli bundan söz edilirdi.

Bu mutlu günler çocuk 11 yaşına girene kadar sürdü. O çağlarda Çince'nin yanısıra Arapça da öğrendiği belirtilmektedir ki, bu durum ailesinin eğitimli insanlar olduklarını göstermektedir. Ünlü müslüman seyyah İbn Batuta'nın Çin'e düzenlediği tarihi ziyaretten sadece 22 yıl sonraydı.Çin'de Yuan Hanedanı olarak anılan Moğol Hanedanı bir devrimle işbaşından uzaklaştırılmış, Ming Hanedanı devri ( 1368-1644 ) başlamıştı.Yunnan vilayeti, Moğollara tabi sınır kalelerinden biri idi. 1382'deküçük Muhammed'in kasabası Çin ordusunca işgal edilince Zheng He esir alınarak başkent Nanjing'e götürüldü. Esir alınan sağlıklı, boylu poslu, yakışıklı, zeki çocuklar ve delikanlılar sarayda eğitilip devlet hizmetine hazırlanırdı. Günümüze intikal eden tariflerinden ve temsili olup olmadığı henüz tam belirlenmemiş gösterişli resimlerinden,Zheng'in 2 metreyi aşan boyuyla gerçekten muhteşem bir bünyeye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Sistem gereği Zheng , daha sonra Yong Le(imparatorluğu: 1403?1424) ismiyle tahta geçecek Chu Ti adlı prensin hizmetine verildi.

Bir nevi mabeyincilik (saray hizmetlisi,harem ağası, iç oğlanı) görevini üstlendiği bu dönemde, prensi ona,Zheng He ( Cheng Ho ) ismini veya ünvanını verdi. Zheng He, baş ağalığa kadar yükseldi. Bağlısı olduğu prens Çin tahtını yeğeninden aldığında Zheng He onunla birlikte yüreklice savaşmış, sonradan başkent olacak Nanjing şehrinin ele geçirilmesinde gayet önemli bir rol oynamıştı.Artık o yeni imparatorun sırdaşlarındandı. Derken, kendisini Çin donanması amiralliğinde buldu.

Seferler başlıyor

İmparator Yong Le , tahtı gasp etmekle zedelenen itibarını yeniden kazanmak için Çin'in gücünü dış ülkelere göstermeye yönelik bir girişim başlatmak istedi. Bunun için muhteşem filoları büyük seferlere çıkarmayı ve yabancı ülkelerin temsilcilerini saraya celbetmeyi düşündü. O, aynı zamanda Çinli tacirlerin deniz ötesi ticaret yapmalarını imparatorluk tekeline alarak, ülkenin ithalat ve ihracatını katı kurallara bağladı.Filonun kumandasını gözde adamı Zheng He'ye havale etti ve yeni bir ünvanla taltif etti: “Batı Denizlerinin Amirali.” Amiral, gezileri esnasında diplomatik, ilmi ve ticari görevler üstlenmişti. 1405'tebaşlayan keşif seferleri Zheng He'nin ölümüne (1433) kadar sürdü. Bu 28yıllık dönemde 7 büyük sefer düzenlendi.

Her biri 500mürettebata sahip 9 direkli (gönderli) büyük gemilerden oluşmuş muhteşem filo, Kolomb'un Amerika seferinden yaklaşık yarım asır önce1405 Temmuzunda yola çıktı. Neredeyse İbn Batuta'nın izlediği rotayı aynıyla izliyordu. Filoda 150 feet (yaklaşık 45 m.) eninde, 300 feet(90 m.) boyunda gemiler ağırlıkta olmak üzere, bazen 186-300 feet(60-90 m.) genişliğinde, 440-600 feet (130-180 m.) uzunluğunda 1000yolcu kapasiteli gemiler de vardı. Gemilerin çoğu, kalıntıları bugün hâlâ ayakta olan Nanjing yakınlarındaki Dragon Bay tersanesinde inşa edilmişti. Junk adı verilen, Çinlilere özgü altı düz devâsâ yelkenlilerdi. Dünyanın diğer bölgelerinde henüz bu büyüklükte gemiler inşa edilemiyordu. (Kıyaslamak için Kolomb'un Amerika seferine giderken kullanılan en büyük gemisi Santa Maria'nın 25x75 feet (7,5x22,5 m.)boyutlarında olduğunu belirtirsek yeter sanırız.) Filoda yüzlerce küçük gemi de bulunuyordu. Bir Çinli tarihçi bu gemileri şöyle tanımlamıştı:“Güney denizine açılan gemiler binalar gibiydiler. Yelkenlerini açtıklarında ise gökyüzündeki iri bulutlarla yarışıyorlardı.”

Hakikaten görülmeye değer muhteşem bir manzara olsa gerektir. Zira anlatılanlara bakılırsa filo teknik donanım bakımından eşsizdi. Zheng'in filosunda317 gemide 27.870 insan seyahat etmekteydi. Bu insanlar denizcilerden,kâtiplerden, askerlerden, zenaatkârlardan , sağlık ekibinden ve hava tahmincilerden meydana geliyordu. Gemilerde ipekliler, pamuklular,porselenler, altın ve gümüş malzemeler, bakır kaplar, demir aletler…ihtiva eden konteynerler vardı. Bunları baharat, fildişi, ilaç, nadir bulunan bitkiler ve incilerle takas ettiler.

Düzinelerce destek gemisi, su tankeri, at, büyük ve küçük baş hayvan ahırları barındıran nakliye gemileri ve devriye botları filonun vazgeçilmezleri arasında idi. Her gemide yenilmesi yasak olan barbar yemekleri yerine seferin sonuna kadar yetecek yiyecek malzemesi bulunuyordu. Pirince ve uzun süre bozulmayan diğer dayanıklı yiyecek maddelerine ilave olarak,güvertelere toprak taşınarak sebze ve meyve bahçeleri kurulmuştu.

Nerelere gitti?

Zheng He'nin gemileri 1405-1433 yılları arasında tam yedi kez bilinmeyen diyarlara, her defasında daha uzağa olmak üzere muhteşem keşif gezileri düzenledi. Zheng He, keşif gezileri esnasında bir çok Güney Asya ülkesini ziyaret etti. Afrika kıtasının doğu kıyıları, Basra Körfezi,Mısır ve Seylan (Sri Lanka)'a uğradı. Hatta muhtemelen Avrupa'ya(Fransa, Hollanda ve Portekiz) ve Amerika'ya kadar gitti.

Sonuçta yaklaşık 30'dan fazla ülke Çin imparatoruna saygılarını sunmak üzere ülkeye heyetler gönderdi. Neredeyse her biri Zheng He'yi sabırsızlıkla karşılamış ve Çin mallarını alıp satmayı taahhüt etmişti.

Zheng'in gezileri, sadece Çin'in ticari rotasını Asya ve Afrika'ya yönlendirmekle kalmadı, aynı zamanda ülkenin dünyanın üstün güçlerinden birisi olduğunu da dost-düşman herkese duyurmuş oldu. Dünya ülkeleri Çin'in yeryüzünde teknolojik bakımdan Avrupa'dan da ileride olduğunu gördü. 1420'de Ming Donanması bir başına neredeyse bütün Avrupa donanmalarını gölgede bırakıyordu. Çinlilerin Avrupa ile bir alıp veremediği yoktu, fakat Çin'in gücünü gören hiçbir Avrupa ülkesi artık Çin'e saldırmayı aklının ucundan bile geçirmezdi.

Ne yazık ki İmparator Yong Le 1424'te öldü ve deniz seferleri de 1431'de büyük oranda durduruldu. Yong Le'nin ölümünden sonra Zheng He de Hindistan'da dönüş yolunda iken vefat etti (1433).

İşte o tarihte Çin bütündeniz seferlerini süresiz olarak erteledi. Çinliler kendi deniz sularına gemi göndermeyi bıraktıkları gibi, uzak keşifleri de durdurdular. Daha sonra iktidara gelen imparatorlar, katı bir izolasyon(dış dünyaya sınırlarını kapama, kendini tecrit) politikası güttüler.Dünyada Çin etkisi düşüşe geçti, Avrupalı güçlerin yükseliş trendi başladı. Böylece bir asır sonra, Çinliler Avrupa'yı keşfedeceklerine Avrupalılar Çin'i keşfettiler. 1500 yılında Portekizli denizci Vasco da Gama Hint Okyanusu'na girerek Avrupa'nın Asya sömürgecilik hareketini başlatmış oldu.

Zheng He'nin gezileri sırasında hayli olaylar yaşandı. Mesela ilk demir attıkları limanda, yani Champa'da (Vietnam)yaşamakta olan çok sayıda Çinliyle karşılaştılar. Tacirler ve zenaatkârlar Tang hanedanından beri yakın bölgelerden Vietnam'a göçetmişlerdi.

Filo, Vietnam yakınlarındaki Champa'ya kadar Çin kıyıları boyunca seyretmiş ve Güney Çin Denizi'ni geçtikten sonra Java'yı, Sumatra'yı ziyaret etmişti. Ardından Malaka Boğazı'nı geçerek Sri Lanka'ya ulaştı. Dönüş yolunda Hindistan'ın batı kıyıları boyunca ilerledi ve 1407'de Çin'e döndü. Dönüş yolculuğu sırasında, Çin'i ziyaret etmek isteyen birkaç ülkenin elçilik heyetleri de gemilere alınmıştı. Zheng'in ikinci ve üçüncü seferleri de neredeyse aynı rotayı izlemiştir.

1413 yılı sonlarında dördüncü ve en kapsamlı seferinde Zheng He, 30 bin kişiyle Arabistan'a gitti. Hürmüz'den itibaren kıyıyı izleyerek Aden'e ulaştı. Filonun gelişi bölgede büyük sansasyona sebep oldu ve 19 ülke Zheng'in gemisine Çin İmparatoruna sunulacak hediyelerle birlikte elçiler gönderdiler.

1417'de,Nanjing ve diğer Çin şehirlerini gezen yabancı heyetler Zheng He'nin eşliğinde ülkelerine gönderildiler. Bu gezide o, Afrika'nın batı kıyılarını da ziyaret etti. Mogadişu, Matindi , Mombassa , Zenzibar ve Mozambik'e uğradı. 1421 yılında gerçekleştirilen 6. seferde de yine Afrika kıyılarına yönelik oldu. 1430'da Amiral son seferi olan yedinci seferle görevlendirildi. Artık 60'lı yıllarını yaşamakta olan Zheng He,Basra Körfezi'ni, Kızıldeniz'i ve Afrika'yı yeniden ziyaret etti. 1433yılında dönüş yolunda iken Hindistan'da vefat etti.

Zheng He,gezilerini kaptanların tutması adet olan seyir defterlerine kaydediyordu. Ne yazık ki bu kayıtlar bir sonraki imparator zamanında imha edilmiştir. Onun bu şaşırtıcı gezilerini biz bugün ancak mürettebatının hatıratından ve kitabelerden öğrenip takip edebiliyoruz.Aslında Zheng He'yi , Çin'in bölge ülkelerine, hatta belki dünyaya zamanının süper gücü olarak tanıtımını gerçekleştirmiş bir Müslüman gezgin savaşçı olarak tarif etmek daha doğru olur.

Mezarı

Zheng He, başkent Nanjing'deki Niushou Tepesi eteklerine defnedilmişti.

1983'teZheng He'nin türbe-mezarı restore edildi. Mezarın orijinalitesinin bozulmamasına ve yeniden inşası sırasında İslâmî usullere uygun olmasına özen gösterildi.

Mezar Ming tarzı bir mimari girişe sahiptir. Girişte bizzat kendisinin temsilî veya gerçek bir resmi ile keşif gezilerinin haritaları yer almaktadır. Mezara dört yönden yedişer basamaklı merdivenle tırmanılır. Bu rakam, Zheng'in batıya doğru yaptığı 7 seferi simgelemektedir. Mezarın tepesinde Arapça Allahu Ekber yazılıdır.