Sunuş - Sorgulama ve Aşağılık Kompleksi - Sabahattin AYDIN
Batı
karşısında gerilemeye başladığımız Osmanlı’nın son iki yüzyılından bu yana geri
kalmışlık tartışmaları hiç hız kesmedi. Dünyanın bir bölümü temelde vahşi
sömürüye dayanan zenginliği bilimsel ve teknolojik, askerî ve siyasi vs.
başarılarla taçlandırınca “Biz neden onlar gibi olamadık?” sorusu
yakamızı bırakmadı. Bu noktada “akılcı sorgulama” ile yenilmişlik duygusu ve
buna bağlı aşağılık kompleksi ile yapılan “kendini suçlama” halinin arasını ayırmak
lazım. Birincisi ne kadar makul ve gerekliyse, diğeri o kadar yanlış ve
marazîdir.
Ne var ki 19. Asırdan bu yana ikinci hal galip geldi.
Söze “Geri kaldık, çünkü biz…” diye başlayan bu mantık o noktaya vardı ki, kimi
çevreler neredeyse kendi tarihinden, kültüründen, hatta dininden utanır oldu.
Kendine ait ne varsa ilkel ve yanlış bulundu. Yok edilmesi, mümkün değilse
dönüştürülmesi için akla ziyan öneriler, projeler ortaya atıldı.
Kaçınılmaz olarak bütün bunlardan din anlayışı da
nasibini aldı. Daha radikal ve cüretkâr olanlar doğrudan İslâm’ın gelişmeye
mani olduğunu öne sürerken, kimileri de Ehl-i Sünnet din anlayışının suçlu
olduğunu ilan ettiler. Özellikle tasavvuf kültürünü, zühd ve takva anlayışı ile
kader inancını kendilerince topa tuttular.
Biz bu ay bütün bu iddiaların zühd anlayışı bakımından
gerçekliğini sorguladık. Kitaplarda, kıssa ve menkıbelerde vücut bulan
tasavvufî söylemin dünyaya boş verdirmek mi istediği, tarihin bu minval üzere
mi tecelli ettiği sorusuna cevap aradık. Umuyoruz yararlı olur.
Mart sayımızda buluşmak üzere inşallah.