İbadetler ve İhlâs - Mehmet ILDIRAR
İçine bir
şey karışması mümkün iken karışmayıp asıl halini korumuş olan şeye saf
katışıksız manasına “halis” denilir. Mesela süte suyun karışmaması durumundaki
saflık, halislik gibi. Süt, ilk haliyle sağlığa aykırı başka bir şeyle
karışmamış olarak saf haldedir, biz de bundan faydalanırız. Anne sütü de
böyledir. Allah Tealâ onu bebek için saf bir gıda yapmış, onunla beslenip
gelişmesini sağlamıştır.
Bu saflık, katışıksızlık, halislik dinî hayat için de
son derece önemlidir. Müminin kalbini, ibadet ve taatini zararlı unsurlardan
arındırmasına, halis, saf kulluk etmeye ihlâs denir. Sözlükte, ibadetlere Allah
rızasından başka maksat karıştırmamak olarak geçer. Tasavvufta, kalpteki
karışıklıkların, kirlerin giderilmiş olması anlamını taşır. Kalbin kirleri
nelerdir? Riya, hırs, haset, öfke, şehvet, iftira, kusur arayıcılık, yalan,
cehalet ve benzerleri kalbin kirleridir, ihlâsı bozarlar.
Başkası görsün diye ibadet etmek riya, başkası görmesin
diye adet halindeki ibadeti saklamak da riyadır. Başkası görünce içten içe
ibadetiyle övünmek de riya olur. Hatta buna gizli şirk denmiştir ve Allah Tealâ’nın
hiç sevmediği bir iştir. İbadete Allah Tealâ’dan başka bir şeyi, yani para, övülme,
saygınlık elde etme isteği ve benzerini katmak şirk olur ki ihlâsın zıddıdır.
Ebu Süfyan Uyeyne rh.a hazretleri sabah namazına
giderken cübbesini ters giymişti. Gün ağarınca cemaatten biri fark etti ve;
– Hocam cübbeyi ters giymişsin, düzeltelim, dedi. Ebu Süfyan:
– Oğlum, ben bu cübbeyi Allah için giydim. Çevirirsen
süslenme olur. Eve gideyim, tekrar giyerken yüzünü giyerim. Şimdi süslenmek
için tersini yüzüne çevirmem, dedi.
Amelden önce ilim sahibi olmak, yani yapılacak ibadet
hakkında bilgi edinmek ve niyeti düzeltmek gerekir. Amelin içinde ihlâslı
olmak, amelden sonra da her zaman Allah’ın rızasını aramak şarttır.
Riya, Allah Tealâ’dan başkasının hoşnutluğunu gözetmek
suretiyle amelde ihlâsı terk etmektir. Riyakâr hakkında söylenen sözlerin en
hafifi “riyakâr”, “hilekâr”, “müşrik”tir. Mahşer günü bu isimlerle çağrılır.
Bir adam oruç tutarken Allah’a yakınlığa niyet ettiği
gibi, zayıflamak niyetinde olsa ya da sıhhatinin düzelmesine niyet etse; hacca
giderken Allah için oralara gittiğini düşünürken hava değişimi yapmayı, çoluk
çocuğun gürültüsünden başını dinlemeyi ya da ticaret yapmayı niyetine katsa; abdest
alırken serinlemeye niyetlense amelleri ihlâstan uzaklaşmış olur. Hülasa Allah Tealâ
başkalarıyla ortaklıktan uzaktır, ibadet yalnız O’nun için yapılır.
Uyku hali gibi... Uykuya para, menfaat, ve benzeri
hiçbir şey karışmaz. Onun için uykuya yarı ölüm denmiştir.
Az olsun çok olsun, gönlün meylettiği, nefsin haz
duyduğu dünyalıktan herhangi bir şeyin Allah için yapılan bir işe karışmasıyla,
o amel berraklığını kaybeder, safiyeti bozulur. Haz duyduğu şeyin miktarı kadar
ihlâs noksanlaşır. Ayrıca haz duyduğu şeylere bağlanarak şehvetler de artar.
Şehvet nefsin bir halidir ve ihlâsı bozar. Tıpkı balı sirkenin bozduğu gibi...
Yani ihlâsla nefsanî haller bir arada olmaz.
İhlâsın ilacı nefsin arzularını kırmak, dünyaya tamah
etmeyi bırakmak, kalbe Allah’ın rızasını yerleştirip ilâhi muhabbeti elde
etmektir. Böylece basit gayelerden kurtulup doğru bir yönelişle Allah Tealâ’ya
yönelmek mümkün olur.