Hâl Dili - Abdullah S. DEMİRTAŞ
Sorular Cevaplar
Bir gün Hz. Ali ile oğlu Hz. Hasan (Allah onlardan razı
olsun) arasında şu konuşmalar geçer:
– Oğlum, zenginlik nedir?
– Az da olsa Allah Tealâ’nın kısmet ettiği şeye nefsin
razı olmasıdır. Gerçek zenginlik ise gönül zenginliğidir, nefsin kanaatkâr
olmasıdır.
– Asıl fakirlik nedir?
– Nefsin her şeye karşı açgözlü, doyumsuz olmasıdır.
– İzzet (üstünlük) nedir?
– Cesur ve yiğit olmaktır. Haksızlık yapan güçlü ve
kudretli kimselere karşı mücadele etmek, hakkı savunmaktır.
– Konuşma acizliği nedir?
– Birisiyle konuşurken sakalla veya herhangi bir şeyle
oynamak ve çokça tükürmektir.
– Asıl cesaret nedir?
– Arkadaşlarla uyum sağlamak, onlarla birlikte hareket
etmektir.
– Külfet (meşakkat) nedir?
– Seni ilgilendirmeyen şeyler hakkında konuşmaktır.
– Asalet nedir?
– İsteyerek vermen, infak etmen ve hataları affetmendir.
– Akıl nedir?
– Kalbin, içine aldığı her şeyi muhafaza etmesidir.
– Aptallık nedir?
– Önderine düşmanlık beslemen, sesini ona karşı
yükseltmendir.
– Yücelik nedir?
– Güzel ve doğru olanı yapmak, kötü olan şeyleri terk
etmektir.
– Basiretli, sağduyulu olmak nedir?
– Tahammüllü ve sabırlı olmak, dostlara karşı yumuşak
davranmaktır.
– Düşüklük nedir?
– Alçak olan şeylere tabi olmak, yoldan çıkaran
kimselerle arkadaşlık etmektir.
– Gaflet nedir?
– Asaletli, yüce insanları terk etmek, fitne
ve fesat çıkaran kimselere boyun eğmektir.
– Mahrumiyet nedir?
– Sana arz edilen kısmeti terk etmen, kabul etmemendir.
Bunun üzerine Hz. Ali r.a. şöyle buyurdu,
– Ben Rasulüllah s.a.v.’in şöyle buyurduğunu işittim:
“Cehaletten daha kötü fakirlik, akıldan daha faydalı bir
servet ve nimet yoktur.”
Ebu Nuaym İsfahânî, Hilyetü’l-Evliyâ
Şeytan Uyur mu?
Adam’ın biri Hasan Basrî k.s. hazretlerine gelerek:
– Ey Ebu Said, şeytan hiç uyur mu, diye sordu. Hasan Basrî
hazretleri tebessüm etti ve:
– Eğer uyusaydı biz de biraz rahat ederdik, dedi.
İmam Gazâlî, İhyâ
Salihlerden Olanlar
Bir gün Fudayl b. İyâz k.s. hazretlerine:
– Bir kimse ne zaman salih olur, diye soruldu. Hazret şu
cevabı verdi:
– Bir kimsenin niyetinde nasihat etmek, kalbinde Allah
korkusu, dilinde doğruluk, azalarında da salih ameller olduğu vakit salih
kimselerden olur.
İmam Gazâlî, Mükâşefetü’l-Kulûb
Deryadan İnciler
Erzurumlu İbrahim Hakkı k.s. hazretlerinin mürşidi
İsmail Fakirullah k.s.’nin iki aydır yayınladığımız tavsiyelerinin son bölümünü
verelim:
“Molla İbrahim! Manevi bilgi makamlarının ilki, Allah Tealâ’nın
muradına, takdirine sabır; ortası muradına razı olmak; sonu ise muradıyla
birlikte olmaktır.Molla! Arifin kalbindeki manevi bilgi nuru alemdeki güneş
gibidir. Taat ve manevi bilgi kulu sultan yapar. Tam zıttı olan isyan ve
cehalet ise sultanı köle yapar. Molla! Nefsini düşük ve fakir bilirsen,
Rabbinin aziz ve her şeye kadir olduğunu bilirsin. Rabbini bilirsen sakin ve
huzurlu olursun. İlahi bilgi iki dünya saadetidir. Muhabbet ise gözbebeğidir.
Molla! Kalp semasında ilk parıldayan hikmet yıldızıdır.
Sonra ilim ayı, sonra ilahi bilgi güneşidir. Hikmet yıldızının ışığıyla yaradılmışların
hakikatini, ilim ayının ışığıyla mana alemini, manevi bilgi güneşinin ışığıyla
Mevlâ’nın tecellilerini müşahede edersin. Molla! Allah Tealâ gibi sevgilisi
olan, başkasına nasıl bakar, nasıl iltifat eder? Onun gibi tabibi olan
başkasına nasıl güvenir. Onun gibi dostu, sahibi olan başkasından nasıl korkar
ve başkasıyla nasıl meşgul olur? Onun gibi güzeli olan başkasına
nasıl gönül verir?
Molla! Allah Tealâ’yı seven, O’nu başkasına nasıl tercih
eder? Allah’tan başkasını terk edenin, gönlüne koymayanın kalbi saf olur.
Allah’ı seveni Allah da sever. Molla! Allah sevgisi ile dolu olan kalpler,
O’nun nuru ile aydınlanmıştır. Konuştukları vakit nefeslerinden nur yayılır.
Molla! Sen cennet ve cehennem için değil, Allah yolunda muhabbetimiz içinsin.
Sen bizim çocuğumuzsun. Benim yanımda evladım gibisin.Molla İbrahim! Bize yakın
olan uzak, uzak olan yakındır. Sen nerde olsan benim yanımdasın.
Molla İbrahim! Arzularından temizlenmiş nefs yıldızdır. Kalb-i selim ise aydır.
Molla! O’na teslim olursan, rızasına yaklaşırsın. O’na
karşı gelirsen O’ndan uzaklaşırsın.”
Erzurumlu İbrahim Hakkı, Mârifetnâme
Pişman Olanlar
Süfyân b. Üyeyne rh.a. şöyle buyurur:
“Kıyamet günü en çok pişman olacak kişiler üç kısımdır:
• Kıyamet günü, hizmetçisi kendisinden daha fazla salih
amel işlediği halde gelen efendiler.
• Sağlığında malını infak etmeyen, hayır işlere
harcamayan ama öldükten sonra malı vârisleri tarafından hayır işlere harcanan
mal sahibi kimseler.
• Elde ettiği ilimden kendisi faydalanmayan, fakat
öğrettiği kimselerin istifade ettiği ilim sahibi kimseler.”
Ebü’l-Ferec Abdurrahman İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-Safve
‘Gel Dosta Gidelim Gönül’
“Yoldaş olalım ikimiz gel dosta gidelim gönül.
Haldaş olalım ikimiz gel dosta gidelim gönül.
Gel gidelim can durmadan suret terkini vurmadan
Araya düşman girmeden gel dosta gidelim gönül.
Bu dünyaya kalmayalım, fanidir aldanmayalım
Bir iken ayrılmayalım gel dosta gidelim gönül.
Biz bu cihandan göçelim ol dost iline uçalım
Arzu hevâdan geçelim gel dosta gidelim gönül.
Ölüm haberi gelmeden ecel yakamız almadan
Azrail hamle kılmadan gel dosta gidelim gönül.
Gerçek erene varalım Hakk’ın haberin soralım
Yunus Emre’yi alalım gel dosta gidelim gönül.”
Yunus Emre, Dîvân