Sunuş - Egomuz Karşı Çıksa da - Sabahattin AYDIN
Dışarıdan
bakıldığı zaman müslümanlar olarak pek çok meziyetimiz var, şükürler olsun.
Bireyselleşme kültürüyle birlikte insanların gittikçe daha benmerkezci, çıkarcı
ve bencil hale geldiği, ahlâkî erdemlerin geçer akçe sayılmadığı günümüzde iyi
insan olmaktan, nefs terbiyesinden, Allah korkusundan, ahiretten söz eden,
bunları dikkate alarak yaşamaya çalışan bizlerin tabii ki farkı olacak.
Şartlar, zaman ne olursa olsun Hakk’a tabi olanların, bâtıldan yüz çevirenlerin
ortak özellikleri vardır ve bu özellikler onu insanlık ailesi içinde meziyet
sahibi kılar. Cenab-ı Hak katında da böyleyizdir inşallah.
Diğer taraftan İslâm’ın müslümanda öngördüğü kimi
haller, tutum ve davranışlar da var ki, nasıl ve neden bu kadar göz ardı
ettiğimizi anlamak hakikaten zor. Bu tarz emir ve yasaklara riayetsizlik
genellikle maddiyatla imtihanımızda zuhur ediyor. Mesela haram olduğu biline biline
faiz alınıyor veriliyor, alışverişte yalan söylenebiliyor, insanları aldatmak
sıradan görülebiliyor. Oysa İslâm ahlâkıyla taban tabana zıt, ilâhi öfkeyi
çeken şeyler bunlar.
İstişare meselesi de biraz böyle. Hem Mukaddes
Kitabımızda hem Sünnet-i Seniyye’de kuvvetli bir tavsiye iken istişareyi göz
ardı ediyoruz. Sanki hayat içinde aldığımız rol, pozisyon elimizden gidecekmiş
gibi avucumuzu sıkıyor, yapıp ettiklerimizi tartışmaya açmak istemiyoruz. Hele
de bir hizmet organizasyonu içinde üstlendiğimiz görevi iktidar aracı görüp kendimiz
düşünüyor kendimiz uyguluyorsak hayli şişkin, başa bela bir egomuz var
demektir. Egomuz, yani nefsimiz...
İslâm evde, işte, hizmette, kamuda, özelde istişare
diyor. Konuşmayı, danışmayı, fikri paylaşmayı, bilenlere sormayı öngörüyor. Bu
yüzden bu ay istişare nedir, nasıl ve niçin yapılır, bunları anlattık bu ay.
Özellikle hayra hizmet yapılanmaları içinde istişare hususunda yaşanan
sorunları ele aldık, çözümler göstermeye çalıştık. Umarız faydalı olur.
Abone kampanyamızı tekrar hatırlatarak bitirelim. Ocak
sayımızda buluşmak üzere inşallah...