Sunuş - Kurban Kime Dokunur? - Sabahattin AYDIN
Bu ay, Cenab-ı
Hakk’a yakınlığın, müslüman yardım ve dayanışma ahlâkının bir sembolü olan
kurban bayramını idrak ediyoruz. Hayırlı ve mübarek olsun diyerek başlayalım.
İletişim çağında yaşıyoruz ya, mutat olduğu üzere bu yıl
da ekranlarda, gazete köşelerinde, internet ortamında kurban konusu masaya
yatırılacak, bilen bilmeyen eteğindeki taşları dökecek. Hayvan severler, sağlık
ve hijyen uzmanları, çocuk psikolojisi muhafızları, daha nice akıldaneler
yanlışlıktan, sorundan ve hatta ilkellikten dem vuracak. Kimi lafı
dolandırarak, kimi doğrudan... Artık baydı ama haber bültenleri yine kaçan
danaları, kovalayan acemi kasapları gösterecek.
Kurban ibadetini şehir hayatının gereklerine göre,
ibadetin ulvî ruhuna yakışır tarzda yerine getirmede sorunlarımız olduğu doğru.
En olmayacak yerlerde kurulan hayvan pazarları, uygunsuz ortam ve şartlarda
yapılan kesimler İslâm’la barışık olmayanlara hayli malzeme sağlıyor. Ama basit
idarî düzenlemelerle halledilebilecek bu sorunların faturasını dinî vecibesini
yerine getirmeye çalışan sıradan müslümana ve kurban bayramına çıkarmak başka
bir düşünce ve niyeti ele veriyor.
Diğer taraftan, kimi ilahiyatçılarımızın kurbanla ilgili
yaklaşımı da hayli ilginç. İçeriden oryantalizm diyebileceğimiz bir tavırla
tuhaf şeyler söylüyorlar. Kazdan, tavuktan kurban olur fetvasından tutun,
kurban kesmeyin, bedelini fakire verin teklifine kadar şaşırtıcı söylemler var.
Biz biliyoruz ki kurbanın kaynağı ilahî vahiydir,
insanlık tarihi kadar eskidir. Mükellefiyet ve ifa şartları tartışılmayacak
kadar açık ve kesindir. Kim ne derse desin müminler her yıl kurbanlarını bizzat
ya da itimat ettikleri organizasyonlara vekâlet vererek kesecek, bütün aleyhte
propagandaya rağmen kurbandan vazgeçmeyecek.
. . .
Bu ay da abone kampanyamızı bir kez daha hatırlatarak
sizi dergimizle baş başa bırakalım.
Aralık sayımızda buluşmak üzere inşallah...