Tevbe Kapısından Geçmeden - Mehmet ILDIRAR
Tasavvufi
hayatın en kıymetli nimeti müminlerin günahlarından tevbe etmesidir. Tevbe,
ibadetlerin en efdali, mükemmellik kapısının nurlu anahtarı, ilâhi rızaya ulaşmanın
en parlak ve latif yoludur.
İslâm’da insanın ilâhi rızaya ulaşması, huzura
kavuşması, kemale ermesi esastır. Kemalâtı kazanmak, Allah Tealâ’nın yüceliğini
hakkıyla bilmektir. Allah Tealâ’nın yüceliğini bildikten sonra tam bir kul
olarak emirlerine itaat etme yolunun ilk kapısı tevbedir.
Kul olarak günah işlememek, bilhassa bu asırda günahkâr
olmamak çok zordur. Fakat Allah Tealâ hazretleri, müminlere en nurlu kapı olan tevbe
kapısını açmıştır. Tevbe kapısından geçip tevbesinde samimi olmadan bu yolda
bir sonraki makama ulaşmak mümkün değildir. Bu ümmetin ilk uğrağı, dini
hakkında bilgi sahibi olup, itikadını Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’e göre düzeltip,
aynı şekilde ibadet etmeye başladıktan sonra tevbe etmek olmalıdır.
İnsanın bilgisi arttıkça kendi kusurunu da o kadar çok
fark etmeye başlar. Kusurlu olduğunun idrakiyle Allah’a olan ihtiyacını anlar.
Allah’a ihtiyaç duymayan hiçbir kul yoktur. Hele günahlardan, isyandan dönüp taate
kavuşabilmenin en önemli kapısı tevbe kapısıdır ki, bu da Hakk’a rücu etmek,
yani Allah dönmek demektir.
Tevbede sebat etmek, yapılan tevbeyi bozmamak esastır.
Her mümin işlemiş olduğu günah dolayısıyla mahcup ve pişman olur. Bu pişmanlık tevbedir.
Ancak bugün pişman olan müminin üç beş gün sonra tevbesini bozmaması gerekir.
Tevbe etmek kolay olmasına rağmen aslında tevbede durmak
zordur. Fakat nefsin terbiyesiyle elde edilecek bir olgunluk ve muhabbet hali
kişinin tevbesinde durmasını sağlar.
Allah’a itaatin en önemli hususu olan tevbede durmak
için nefsi kötülüklerden arındırıp güzelleştirmek, Allah’a yakınlaştırmak
gerekir. Temizlik ve yakınlıkla tam olan mümin artık istikamet üzere olur ve
Allah Tealâ’nın sevgisini kazanır. Duaları Allah katında makbul, kendisi kâmil,
beşeriyete çok faydalı, çok merhametli, şefkatli bir insan olur. Şu halde bu
yolculuk, dini bilmekle başlar, tevbe ile sabitleşir. Temizlik ve Allah’a
yakınlıkla mükemmellik kazanır.
Günahların mahiyetini saymak mümkün değildir. Allah’ın
hükmüne ve hukukuna riayet edilmeyen en ufak bir mesele bile insanın
mükemmelleşmesine engel olur. Evliyayı, Allah dostlarını tanımak, onların
elinden tutmak bu yüzden çok önemlidir. Allah dostunu kendine yol gösterici
kabul eden kimseler, onların çok manevi yardımını görür, onlardan
ayrılmadıkları sürece zorluk anlarında işleri daha kolay olur.
Bir müminin Allah yolunda izleyeceği yolda ilk işi
velayet makamıyla karşılaşmak olacaktır. Bu makamda olan kâmil insanın
terbiyesine kendini teslim ettikten sonra risaletin, Allah Rasulü’nün
hakikatini anlamaya doğru yol alabilecektir. Tasavvufta “fenâ fi’r-rasul”
denilen makam, risaletin hakikatinin, Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in güzel
ahlâkının idrak edildiği, kazanıldığı bir makam olur.
Tevbeyle başlayan bu yolculuk, kâmil mürşitler ve
Peygamber Aleyhisselam’ın vasıtasıyla, onların bereket ve teveccühleriyle
Allah’ın rızasına ulaşmakla tamamlanır. Bir insan için de Allah’ın kendisinden
razı olmasından daha büyük bir nimet yoktur.