Başyazı - Ashab-ı Kiram’ın Üstünlüğü - Mübarek EROL
Ashab-ı
Kiram efendilerimiz, kıyamete kadar gelecek diğer bütün müslümanlara göre daha
faziletli ve daha üstündürler. Ashabın içinde en üstün olanlar da sağlığında
cennetle müjdelenen 10 sahabi, yani Aşere-i Mübeşşere’dir.
Allah Rasulü s.a.v. şöyle buyurmuştur:
“İnsanların en hayırlısı benim zamanımda yaşayanlardır.
Onlardan sonra ise benim zamanımda yaşayanlardan sonra gelenlerdir.” (Buharî;
Müslim vd.)
Ashab-ı Kiram’ın bu üstünlüğü Fahr-i Kainat Efendimiz
s.a.v.’i görmüş olmaları dolayısıyladır. Onlar Allah Rasulü s.a.v.’in cemâlini,
ahlâkını görmüşler, O’nunla sohbet etmişler ve doğrudan nübüvvet nuru ile
aydınlanmışlardır.
Onların bu özellikleri, Kur’an, Sünnet ve İcma ile
sabittir.
Cenab-ı Mevlâ, müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle
buyurmuştur:
“Siz insanlar için çıkarılmış ümmetlerin en hayırlısı
olmak üzere yaratıldınız. İyiliğin yapılmasını emreder, kötülükten men
edersiniz ve Allah’a inanır, iman edersiniz.” (Âl-i İmran, 110)
Müfessirler bu ayetin Ashab-ı Kiram hakkında nazil
olduğu üzerine ittifak etmişlerdir.
Yine Cenab-ı Mevlâ şöyle buyurur:
“İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Rasul’ün
de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık.” (Bakara, 143)
Yine bir diğer ayet-i kerimede de şöyle buyurulmuştur:
“Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini
hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter. Muhammed
Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi
aralarında merhametlidirler. Onları rükuya varırken, secde ederken görürsün,
Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde
izleridir.” (Fetih, 28-29)
Ashabın fazileti konusunda birçok hadis-i şerif de vardır.
Nitekim meşhur hadis kitaplarında “Sahabenin Faziletleri” diye bölümler
ayrılmıştır.
Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:
“Ashabımı kötülemeyin ve onlara düşmanlık etmeyin.
Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, eğer birisi helal malından
Uhud dağı kadar sadaka verse ve benim ashabımdan birini kötülese veya düşmanlık
etse, vermiş olduğu sadakadan asla sevap alamaz ve mahrum kalır.” (Müslim)
Allah Rasulü s.a.v. bir başka hadis-i şerifte de şöyle
buyurmuştur:
“Benim ashabımdan herhangi biri her nerede
defnedilmişse, Yüce Allah kıyamet gününde o vilayetin kabir ehline nur gönderir
ki o nur onların önünde kılavuz olur. Ve hiçbir zorluk görmeden onları cennete
götürür.” (Tirmizî)
Eskiden beri İslâm alimlerinin ve büyüklerinin uyguladıkları
güzel bir gelenek vardır. Müslümanlara vaaz ve nasihat ederken, İslâm’a dair
bir mevzudan bahsederken sözü ashabın hayatıyla süslerler. Çünkü müslümanlar
eskiden beri sahabe-i kiramın yapıp ettiklerini ve hallerini sevinçle, tam bir
hürmetle kabul eder, onunla amel etmeyi önemserler.
Sahabilerin ittifakla söyledikleri ve yaptıkları bir
şeyi İslâm alimleri de ittifakla hüküm olarak kabul etmişlerdir. Onlar bütün müslümanlar
için olduğu gibi, alimler için de tartışmasız kılavuzdurlar.
Meşhur hadis alimlerimizden İmam Beyhakî rh.a. şöyle
demiştir:
“İmam Şafiî rh.a., Risâle adlı eserinde sahabeyi yâd
etmiş, çokça övmüş ve şöyle buyurmuştur: ‘İlim, içtihat, akıl ve dindarlık
mevzularında ashap bizden daha üstündür. Onların din hakkındaki görüşleri de
bizim görüşlerimizden daha iyidir.”
Ehl-i Sünnet imamları ve alimleri Ashab-ı Kiram’ın
fazileti konusunda ittifak içindedirler. Özellikle ashaba hürmet gösterilmesine
büyük önem vermişlerdir.
İkinci bin yılın yenileyicisi İmam-ı Rabbanî k.s. hazretleri,
Ashab-ı Kiram hakkında ihtilafa düşen ve yer yer ağır sözler edenleri şöyle
uyarmaktadır:
“Ashab-ı Kiram arasında geçmiş olan çekişmeleri ve
savaşları güzel yönlere hamletmek ve yormak gerekir. Bunlarla ilgili nefsimize
uymaktan ve taraf tutarak konuşmaktan çekinmek lazımdır. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat
alimlerinin de ifade ettiği gibi sahabiler arasındaki ihtilaflar içtihada ve
yorum farklılığına dayanmakta olup, şahsî istek ve arzuları için ortaya çıkmış
değildir.”
Tasavvuf yolunun büyükleri de sahabeye hürmet
gösterilmesine büyük önem vermişlerdir. Osmanlı’nın son asrında yaşamış olan
Nakşibendîliğin Halidî koluna mensup Terzi Baba hazretlerinin Dört Halife
hakkındaki şu tavsiyeleri oldukça önemlidir:
“Ebu Bekir r.a. ilk olarak halife oldu. Böylece vazife
ona intikal etti. Peygamberlerden sonra en faziletli insandır o. Sahabilerin de
en faziletlisi odur. Allah Rasulü s.a.v. ona “Sıddîk” demiştir. O daima O’nun
sözünü tasdik etmiştir. Hz. Ebu Bekir r.a. doğruluğun, sadakatin şehri olmuştu.
Hakk’ın lütfuna mazhar olmuştu. Hak yol üzereydi daima, Allah Rasulü’nün de
mağara arkadaşıydı. Malını mülkünü Hak yolunda infak etti, kendisine bir şey
koymadı. Yüce Mevlâ da onu Kur’an’da övdü.
Ondan sonra Hz. Ömer r.a. adaletle halifelik yaptı.
Alemi adaletle doldurdu, devrinde adaletin kapısı oldu. Allah Rasulü, Hz.
Ömer’e, hakkı bâtıldan ayırdığı için “Faruk” demişti.
Üçüncü halife Hz. Osman r.a. oldu. İnsanlar ve cinler
hayâ ederdi ondan. Onun zamanında Kur’an tertip edildi, toplandı. Mana aleminde
bakıp, edeple Kur’an’ı sıraladı. Allah Rasulü s.a.v. ona iki kızını verdi, ona
iki kez inayet kıldı, yardım etti. Bu yüzden onun lakabı “İki Nur Sahibi”dir.
Takvası ile hayâ kapısı...
Onun ardından Hz. Ali r.a. halife oldu. O Allah’ın arslanıdır.
Yüce Mevlâ ona çok ihsanlarda bulunmuştur. Onun eliyle yardım göndermiş
herkese. Allah Rasulü ona kızı Fatıma’yı verdi. Yine ona ilmin usulünü öğretti.
O da ilmin kapısı oldu, bölümlerini açıkladı. Bu dört halifeye hürmet ve saygı
göstermek gerekir. Her birini mertebesine göre bilmemiz gerekir. Onlar hakikat
sırlarının hazinesidir. Nice incelikler onlarda zuhur etmiştir. Onlar
Peygamberimizin dostları, doğrulayıcılarıdır.
Onlara hürmet göster ve sakın onların hakkına girme!
Allah aşıklarına dil uzatma, onlarda bir kusur arama!”
Sahabe-i Kiram efendilerimiz, Fahr-i Kainat
Efendimizin dostlarıdır, arkadaşlarıdır. Onlar da Allah Rasulü s.a.v.’in
yadigârıdır. Şüphesiz bu inceliği bilmemiz, şuurlu davranmamıza vesile
olacaktır.
Rabbimizin tevfik ve inayetiyle..