Sunuş - İslâmî Şuur İçin - Sabahattin AYDIN
Dergimizde
yayınladığımız hemen her yazıda ya doğrudan “Ashab-ı Kiram” diyerek ya da
bazılarının ismini anarak Allah Rasulü s.a.v. efendimizin sahabilerine atıfta
bulunuyoruz. Hak ve hakikatten, yüce dinimizden, Efendimizden bahseden hangi
söz, hangi yazı onlara değinmeden meramını anlatabilir ki? Ashab-ı Kiram
efendilerimizin İslâm’ı anlamada ve yaşamada asla göz ardı edilemeyecek, hafifsenemeyecek
konumları var. Onlar ilahi takdir tarafından belirlenmiş, büyük fedakârlıkları
ve faziletleri Cenab-ı Hak tarafından övülmüş bir nesil.
Diğer taraftan sahabi efendilerimizi tanımada, onların
hizmetlerinden, ahlâklarından kendi hayatımıza örnekler devşirmede çok gayretli
olduğumuz söylenemez. Hatta denilebilir ki, bu zamanların müslümanları olarak
İlâhi nurun en yoğun tecelli ettiği, nebevî terbiyenin olgunlaştırdığı,
dolayısıyla dinî gayret ve şuurumuzu inşa etmede eşsiz bir kaynak olan o nesli
öğrenmede ihmalkârız. Kimi medyatik hoca efendilerin sığ hislere hitap eden
mistik, nostaljik hikaye malzemesi olarak onları kullanması, böylece Ashab-ı
Kiramın müminler nezdindeki hürmet ve vakarını tüketmesi ise bir başka
ayıbımız.
Biz bu ay ayın konusunu hazırlarken uyduğumuz teamülleri
bir yana bırakıp, hep atıfta bulunduğumuz sahabi neslinden örnek tablolar
sunduk size. Bunların o neslin büyüklüğünü anlamada son derece kifayetsiz
olduğunun farkında olarak. Fakat düşündük ki bunlar ilgi uyandırır, yazının ilk
bölümünde tavsiye ettiğimiz tarzda kitapları okumaya yönlendirir.
Yeri gelmişken, yazımızda andığımız “Hayatü’s-Sahabe”
veya “Hadislerle Müslümanlık” ismine ya da hacmine bakıp, bu kitabın ağır,
okunması zor olduğu zannedilmesin. Eminiz hayretle, duygulanarak okuyacağınız
pek çok bölüm bulacaksınız orada.
Bu ay bir ramazan bayramını daha idrak ediyoruz.
Elhamdülillah. Hepimize, bütün İslâm alemine hayırlı olsun. Mevlâmız, kutlu
vakitler hürmetine bütün müminler üzerinden her türlü sıkıntıyı kaldırsın.
Ekim sayımızda buluşmak üzere inşallah.