Hâl Dili - Abdullah S. DEMİRTAŞ
Sadakatin Böylesi
Büyük veli Ebu Osman Mağribî tasavvuf yoluna girme
sebebini şöyle anlatır:
“Tevbe etmemin ve tasavvuf yoluna girmemin sebebi şudur:
Bir atım ve köpeğim vardı. Her gün avlanmak için Cezayir
şehrine giderdim. Bir de ahşap bir kabım vardı, onunla da süt içerdim. Yine bir
gün bu kapla süt içecekken köpeğim havlayarak üzerime geldi, sütü içmeme engel
oldu. Sürekli havlıyordu. Tekrar içmek istediğimde yine engel oldu. Üçüncü defa
denediğimde yine mani oldu ve sütü kendi içti. Az sonra hayvan şişmeye başladı
ve çok geçmeden öldü.
Sonradan, o sütten bir yılanın içtiğini gördüğü için
köpeğimin bana mani olduğunu, benim için kendisini feda ettiğini anladım. Bir
köpeğin bile sahibine böyle sadakat göstermesi beni sarstı. Yüzümü sahibime
dönmem gerektiğini anladım, tevbe edip tasavvuf yoluna girdim”.
Abdurrahman Câmî, Nefahâtü’l-Üns.
Rehbersiz Olunca
İmam Kuşeyrî k.s. hazretleri tasavvuf yoluna giren bir
müridin mutlaka kâmil bir mürşidden terbiye görmesi gerektiğini belirtir. Bir
yol göstereni, mürşidi yoksa kurtuluşa eremeyeceğini söyler. Ardından üstadı Ebu
Ali Dekkâk k.s. hazretlerinin şöyle dediğini nakleder:
“Bir ağaç onu dikip ilgilenen biri olmadan kendi başına
büyürse sadece yaprak açar, fakat işe yarar meyve vermez. Aynı şekilde bir mürid,
kendisini derece derece terbiye edecek bir üstadı olmadığı vakit, nefsinin boş
yönlendirmelerine kölelik yapar, kendi başına kurtuluş yoluna ulaşamaz.”
İmam Kuşeyrî, Risâle
‘Verdim Bir Kere’
Mutasavvıfların büyüklerinden İmam Kuşeyrî k.s., Cafer-i
Sadık rh.a. hazretlerinin müsamaha ve cömertlikte eşsiz olduğunu şöyle anlatır:
“Hacılardan biri Medine-i Münevvere’de kaldığı evde
uyuyordu. Uyanınca yanında bulunan para kesesinin çalındığını zannetti.
Dışarıya fırladı, kapının önünde Cafer-i Sadık’ı rh. a.’i gördü ve hemen
yakasına yapışıp:
– Para kesemi sen mi aldın, diye çıkıştı. Cafer-i Sadık:
– Kesenin içinde ne vardı, diye sordu. Adam;
– 1000 dinar (altın para) vardı, dedi.
Cafer-i Sadık rh.a. adamı evine götürdü ve 1000 dinar
sayıp verdi. Daha sonra adam kaldığı yere döndü. Bir de baktı ki altın
kesesinin orada duruyor. Hemen Cafer-i Sadık’ın yanına giderek özür diledi,
parayı iade etmek istedi. Cafer-i Sadık ise altınları geri almadı ve:
– Elimden çıkanı, verdiğim bir şeyi geri almam, dedi.
Adam, etrafındakilere;
– Bu kimdir, diye sordu, onlar da;
– Hz. Peygamber’in torunu Cafer-i Sadık, dediler.”
İmâm Kuşeyrî, Risâle
Otuz Yıllık Pişmanlık
İmam Kuşeyrî hazretleri, meşhur velî Serî Sekatî
hazretlerinin ne kadar takva sahibi ve ince ruhlu olduğunu şöyle anlatır:
“Serî Sekatî bir gün dedi ki:
– Otuz seneden beri bir elhamdülillah sözü için istiğfar
ediyorum.
Kendisine;
– Bu nasıl oldu, diye sorduklarında şöyle cevap verdi:
– Bir gün Bağdat’ta benim de dükkanımın bulunduğu
çarşıda yangın çıkmıştı. Yangını gören bir adamla karşılaştım.
Bana;
– Senin dükkanın kurtuldu, ona bir şey olmadı, diye
müjde verdi. Bunun üzerine ben de “elhamdülillah” deyiverdim. Fakat bir an
sonra, müslümanların başına gelen bir musibette onların acısını paylaşmak
yerine önce kendi nefsimi düşündüğümü fark ettim. İşte bunun için o esnada
söylediğim söylediğim bu söze otuz senedir nedamet duyuyorum”.
İmâm Kuşeyrî, Risâle
Müminin Feraseti
İmam Şafiî ile İmam Muhammed b. Hasan (Allah onlara
rahmet etsin), Mescid-i Haram’da oturuyorlardı. İçeriye bir adam girdi. Bunun
üzerine Muhammed b. Hasan rh.a.:
– Bence şu adam marangozdur, dedi. İmam Şafiî rh.a. de:
– Bence o demircidir, dedi. Durumu adama sordular. Adam:
– Daha önce demirci idim, şimdi ise marangozluk
yapıyorum, dedi.
İmam Kuşeyrî, Risâle
Eşkıyalıktan Evliyalığa
İmam Kuşeyrî hazretleri, tasavvuf büyüklerinin
meşhurlarından Fudayl b. İyaz k.s.’nin tevbe edip Hak Tealâ’ya yönelme sebebini
şöyle anlatır:
“Fudayl b. İyaz, eskiden Ebîverd ile Serahs arasındaki
bölgede yol kesen bir eşkıya idi. Tevbe etmesine şu hadise sebep oldu:
Fudayl vaktiyle bir cariyeye aşık olmuştu. Bir gün onu
görmek için cariyenin evinin duvarına tırmanırken Kur’an okuyan birinin sesini
duydu. Şu ayet okunuyordu:
“İman edenlerin Allah’ıın zikri O’ndan inen Kur’an
sebebiyle kalplerinin ürpermesinin, huşu ile coşmasının zamanı daha gelmedi mi?
(Hadîd, 16)
Bunun üzerine hemen oracıkta:
– O zaman geldi ey Rabbim, dedi ve oradan ayrıldı.
Geceyi geçirmek üzere bir harabeye girdi. Orada bir grup
insan vardı. İçlerinden biri:
– Kalkın yola çıkalım, dedi. Diğerleri ise:
– Sabaha kadar burada kalalım. Şimdi yola çıkarsak Fudayl
yolumuzu keser, dediler.
Fudayl b. İyaz bunu duyunca haline bir daha pişmanlık
duydu. Artık bu işleri bıraktığına, tevbe ettiğine dair adamlara güvence verdi.
Daha sonra Mekke’ye geldi, vefat edene kadar Kâbe’ye komşu olarak yaşadı.”
İmâm Kuşeyrî, Risâle