Kalbinde Haset Varsa - Mehmet ILDIRAR
Sahabilerden
Abdullah b. Ömer r.a. şöyle buyuruyor: Ben Hz. Peygamber s.a.v.’e “Hangi insan
daha faziletlidir?” diye sordum. Şöyle buyurdular: “Kalbi mahtum, sözü doğru
olandır.” “Kalbi mahtum olan ne demektir?” diye sorunca Rasul-i Kibriya s.a.v.
buyurdu ki: “O tertemiz, kalbinde yalnız Allah korkusu olan, hiyanet, haset,
zina ve çirkin hallere meyli olmayan kimsedir.”
Rasullullah s.a.v. Efendimiz’in bildirdiği gibi fena
huyları kalbimizden çıkararak ahlâkımızı güzelleştirebiliriz. Hepimiz kirli
çamaşır gibiyiz, mikrop kapmış hasta gibiyiz. Temizlenmeye, tedaviye
ihtiyacımız var. Buna alimler de hocalar da dahil. Din ilmini bilmek bir kemalâttır,
dinin emirlerine uygun yaşamak ayrı bir kemalât. Asıl kemalât da bahsettiğimiz
hadis-i şerife uygun bir temizliğe ulaşmaktır.
Kalp temizliğinin ilk makamı dört kötü huydan
kurtulmaktır. Bu yolun büyükleri dört arızayı kalpten yok edip dört güzel huyu
yerleştirmeyi nefs tezkiyesinin şartı olarak bildirmişlerdir. Hasedi, hırsı, kibiri
ve riyayı temizlemek lazımdır. İnsan ibadet çokluğu ile değil nefsinin çirkin
sıfatlarını temzilediği kadarıyla kâmil olur. Dokuz kere veya otuz kere hacca
gitmek, geceleri hiç uyumamak kemalât ölçüsü değildir. Nefsinin çirkin
huylarını temizleyen kişi az ibadet de etse, çok ibadet eden fakat nefsini
temizlememiş kişiden Allah’a daha yakındır.
Bu kötü huylar nasıl değiştirilir? Haset, kanaat ve rıza
ile değiştirilir. Hırs, tevekkül, samimiyet ve cömertlikle; kibirlilik,
benliğin yerine tevazunun, fedakârlığın ve şefkatin geçmesiyle; nifak, riya ve
fesat ise iman ve ihlâsla değiştirilir. Kalp temizliğinde ilk kapı budur.
Rasulullah s.a.v. Efendimiz buyurdu ki: “Ey Enes,
kimseye kin besleme, buğz etme, Allah’a ve kullarına ihanet etme. Kimseyi
aldatma. Kemalât bu yolda bulunur. Kemalât, arınmak, çirkin huyları atmakla
elde edilir.” Yine buyurdu ki: “İnsanlar birbirlerine haset etmediği müddetçe
hayırdan ayrılmazlar. Haset ettikleri zaman kin, düşmanlık, hırs, hıyanet girer
kalplerine. Bunlar girdi mi hayır göğe çıkar, rıza kaybolur.”
Kendi elinde bulunan nimete rıza gösterip, nimetin
başkasının elinde bulunmamasını istemek hasettir. O nimetin kendi eline geçmesini
istemek hırstır. Kimseye vermemek cimriliktir.
Haset olmadıkça ayrılıklar meydana gelmez. İnsanların
arasına haset girerse, parmakların birbirinden ayrıldığı gibi insanlar da
ayrılır. Bunların hepsi Allah’ın hiç durmadan indirdiği rahmeti, bereket ve
yardımı kesmesine sebep olur. Aslında Allah Tealâ’nın inayeti hiç kesilmez.
Fakat bizim işlediğimiz bir kusur O’nun inayetinin bize ulaşmasına engel olur.
İlahi feyz kesilince iman zayıflar, ibadet gevşer, amel-i salih işlenmez. Bütün
insanlar, derviş de olsa, hoca da olsa hasetten kurtulmalıdır. İmam Gazalî
hazretlerinin “İhya”sında en çok haset edenler arasında hocalar da zikredilir.
Akraba arasında, aynı sanat erbabı arasında, alimler arasındaki haset sıradan
insanlarınkinden çoktur.
Muhammed Diyaüddin k.s. hazretleri şöyle bildiriyor: “Sen
Allah için hizmet edip etmediğini anlamak istiyor musun? Senden daha derin bir
alim gelse, o konuştuğu zaman üzülür müsün, sevinir misin? O konuştuğunda ben
sustum diye üzüldüysen seninki hasettir. Eğer ben bu kimse kadar anlatamazdım,
iyi ki geldi Ümmet-i Muhammed istifade etti dersen, bu Allah için hizmettir.”
Bunların hepsi kalbin huzuruna manidir. Kalbi
temizlemeye önem vermelidir. Tarikat-ı Nakşibendiyye yolunda temizlik
istikametle olur. Kalp zikirle, ahlâk tefekkürle temizlenir. Zikir ve tefekkür olmadan
insan kendini temizliyemez. Kalp temizlendiği zaman ise hem dünya hem ahiret
saadetine sebep olur.