Sunuş - ‘Mülk O’nun’ Deriz Ama - Sabahattin AYDIN
Nisan 2010
sayımızda bu köşede “Yardım ve Dayanışma Ahlâkımız” başlıklı dosyamızdan söz
ederken “mülk” kavramına atıfta bulunmuş ve sonraki sayılarımızın birinde bu
konuyu işleyeceğimizi söylemiştik. Arayı fazla uzatmamış olduk, bu ay “Mülk
Kimin?” soru başlığı altında İslâm’da mülk kavramını ele aldık.
Nisan sayımızda söylediğimiz gibi mülk kavramının inanç
sistemimizle doğrudan ilgisi var. Pek çok ayet-i kerimede “lehü’l mülk”
ifadesiyle mülkün mutlak manada Allah’a ait olduğu beyan edilmiştir. Biz
inananlar, akıl ve irfanımızın da teyit ettiği bu hakikate teslim olur, dünya
varı ile tavrımızı buna göre şekillendiririz. Biliriz ki dünya hayatı ebediyet
yolculuğunda sadece bir konaklamadır. Sahip olduğumuzu düşündüğümüz her ne
varsa aslında bize ait değildir, geçici bir emanettir. Bu emaneti bizim
liyakatimiz değil, Rabbimizin lütuf ve ihsanı avuçlarımıza tevdi etmiştir.
Bunları büyüklenme ve tahakküm aracı yapmak, kendini müstağni görmek ise
kesinlikle reddedilmiştir.
Diğer taraftan, gerek ayet-i kerimelerden gerekse Hz.
Peygamber efendimiz ve güzide sahabilerinin söz ve uygulamalarından yola
çıkarak mülk edinme konusunda aşırı yorumlar da yapılagelmiştir. Kimileri
İslâm’ın ihtiyaç fazlası mal mülk edinmeyi yasakladığını öne sürerken, kimileri
de infak ve paylaşmaya dair emir ve tavsiyeleri göz ardı ederek ümmetin ortak
değerleri sayılabilecek zenginlikleri kendi tekelinde tutmayı, canı nasıl isterse
öyle kullanmayı meşru saymıştır.
Bu tartışmaları da dikkate alarak Ehl-i Sünnet temelli
mülk anlayışımıza, mal mülk edinmenin ölçü ve sınırlarına dikkatinizi çekmek
istedik. Dosyayı, bir süredir yoğunluğu sebebiyle aramızda olamayan Ebubekir Sifil
hazırladı. Umarız akla takılan soruları cevaplar, faydalı olur.
Bu sayımızda dikkatinizi çekmek istediğimiz diğer bir
yazı da Halil Akgün’ün “Medeniyet Derken” başlıklı yazısı. Hayli tartışmalı bir
kavram olan medeniyet nedir, Batılı anlayış konuya nasıl bakıyor, biz nasıl
anlıyoruz, bütün bu sorulara dair kısa ama son derece zihin açıcı bir yazı.
Yeri gelmişken yazarımızın, uzun süredir hazırladığı “Dünya Hali” köşemizi
içimizden genç bir kaleme, Sadık Şanlı’ya devrettiğini belirtelim. Kendisi bu
ay olduğu gibi fikir yazılarıyla devam edecek inşallah.
Diğer yazarlarımız da her ay olduğu gibi yine gönül ve
zihin dünyamızı zenginleştirecek yazılarıyla huzurlarınızdalar. Mübarek üç
aylarınızı ve Regaip kandilinizi kutlayarak sizi Semerkand’la baş başa bırakalım. Temmuz
sayımızda buluşmak üzere inşallah…