Velîlerden Yardım İstemek - Mehmet ILDIRAR
Velide
meydana gelen olağanüstü haller Allah Tealâ hazretlerinin kudretinin
neticesidir. Velinin kerametleri, Peygamber mucizesinin onun doğruluğunu belgeleyen
birer parçasıdır. Bir velide keramet olan her şey, o velinin bağlı bulunduğu
peygamber için bir mucize olur. Şu halde mucize ile kerametin meydana geliş ve
tahakkuk itibariyle mahiyeti birdir. Allah Tealâ’nın yaratmasıyla meydana
gelirler. Allah Tealâ’dan bir şey isterken, peygamberin veya falan
velinin hatırına demek “tevessül”dür. “İstigâse” ise peygamber veya veliyi
doğrudan doğruya çağırmaktır. Alimlere göre tevessül ve istigâse caizdir.
Faydaları vardır.
Ehl-i Sünnet alimlerinden tevessül ve istigâseyi meşru
görenlerin açıklamaları şöyledir: Allah’a dua ederken vesile kullanan ya da
doğrudan doğruya bir veliyi çağıran kimse, alemde tasarruf sahibi olanın yalnız
Allah Tealâ olduğunu bilir, inanır. Bu durumda tevessül ve istigâse tevhid
inancına zarar vermez. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi bazı kulların
Allah yanında şefaat etme hakkı vardır. Allah Tealâ bu şefaat hakkını sevdiği
ve razı olduğu kullarına verir. Şu ayet-i celileler buna delildir:
“İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir?”
(Bakara, 255). “Allah’ın huzurunda kendisinin izin verdiği kimselerden
başkasının şefaati fayda vermez.” (Sebe, 23)
Peygamber s.a.v. Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde
şöyle buyuruyorlar:
“Nice saçı sakalı karışık, başı toz içinde adamlar var
ki, bunlar bir şeyin olması için Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminini
yerine getirir.”
O halde öyle velileri şefaatçi etmekte, onların
hürmetine Allah’tan istemekte bir sakınca yoktur.
Yusuf Nebhanî hazretleri şöyle buyuruyor: “Cenab-ı Hak
çoğu işi sebeplere bağlamıştır. Onun için hakiki tesiri Allah’tan bilmek
şartıyla sebeplere başvurmak sakıncalı değil, bazen lüzumludur. Kuyuya düşen
bir adam, kendisini çekip kurtarmaları için başkalarını çağırır. Hasta adam
doktora gider. Zulme uğrayan hakime başvurur. Bunlar şirk ve küfür değil de,
neden bir nebiyi veya veliyi yardıma çağırmak şirk olur! Velileri imdada
çağırmak şirk ve küfür değildir. Çünkü velilerin, Cenab-ı Hakk’ın onlara
verdiği kerametle, O’nun izni dahilinde uzağı görmesi, sesleri duyması, tayyı
mekan etmeleri mümkündür. Bu sebeple onlar uzakta bile olsalar yakın
sayılırlar. Velilerin hayatta olmaları ile kabirde olmaları arasında,
kerametleri bakımından fark yoktur.”
Peygamberimiz s.a.v.’in; “Beni vefatımdan sonra ziyaret
eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir.” ve “Amelleriniz bana arz edilir. Onları
iyi bulduğum zaman Allah’a hamd ederim.” buyurmuş olması, vefat edenlerin de
duyduğuna, dünya ile mahiyetini bilmediğimiz bir ilişki içinde olduklarına
işarettir.
İstigâse sahih hadislerle de sabittir. Buna bir misal:
Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in yanına bir âmâ geldi,
gözlerinin görmemesinden şikayet etti. Efendimiz ona sabır tavsiyesinde
bulundu. Fakat adam kendisini gezdirecek kimsesi olmadığını söyledi. Rasulullah
s.a.v. ona şöyle buyurdu: “Git abdest al ve iki rekât namaz kıl. Ondan sonra, ‘Allahım
ben rahmet nebisi Muhammed ile sana dua ediyorum. Allahım onu bana şefaatçi
yap. Şefaatini kabul et.’ de.” Adam kendisine söylenenleri yaptı, biraz sonra
gözleri açıldı. Bunun üzerine Allah Rasulü ona “Başka ihtiyaçların olursa da
böyle yap.” buyurdu.
Ayet-i kerimede buyuruluyor ki:
“Onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler ve
hem kendileri istiğfar etse hem de sen onlara istiğfar etsen, Allah’ın tevbeleri
kabul ettiğini, merhametli olduğunu görürsün.” (Nisa, 64)
Bu ayet, peygamberin onlara edeceği istiğfarın, onların
istiğfarının kabulüne sebep olacağının delilidir. Onun için hacca gidenler bu
ayeti okuyarak Rasulullah s.a.v.’in huzuruna varırlar.