Namaz Merkezli Bir Hayat - Mükerrem METE
Namazda
hayata ara verilir, tamamen kulluğa yönelinir. Bunun için secde insanın Allah’a
en yakın olduğu andır ve namaz bütün ümmetlere farz kılınmıştır. Böylece insanın
yaratılma sebebi olan kulluk namazla bütünleşmiş, doğru yolda olanlar
hayatlarının merkezine kulluğu, kulluğun merkezine de namazı koymuşlardır.
Dilimize Farsça’dan geçmiş olan namaz kelimesi köken
olarak “birine boyun eğerek veya diz çökerek saygı gösterme” anlamına gelir.
Arapça’da namazı ifade etmek için başta “salât” olmak üzere “dua”, “zikir” gibi
pek çok kelime kullanılır. Kur’an-ı Kerim’de de geçen bu ifadeler namazla
ilgili çeşitli çağrışımlara yol açar. Dua, namazın Allah’a karşı bir yakarış
olduğunu, zikir sürekli Allah ile birlikte olmanın en etkili yolu olduğunu
hatırlatır.
Allah Tealâ Zâriyat suresinin 56. ayetinde insanları ve
cinleri ancak kendisine kulluk etmek için yarattığını ifade buyurur. İnsanoğlu
yaratıldığı ilk andan beri ibadetle yükümlüdür. Rabbi karşısında eğilmek ve
acizliğini ifade etmek durumundadır.
Yüce Rabbimiz kullarının bu görevi yerine getirmesi için
pek çok ibadet şekli belirlemiştir. Ancak namaz bütün sadeliğiyle kulluğa
yönelik olduğu için bu ibadetler arasında biricikliğini hep korumuştur.
Namazda hayata ara verilir, tamamen kulluğa yönelinir.
Bunun için secde insanın Allah’a en yakın olduğu andır ve namaz bütün ümmetlere
farz kılınmıştır. Böylece insanın yaratılma sebebi olan kulluk namazla
bütünleşmiş, doğru yolda olanlar hayatlarının merkezine kulluğu, kulluğun
merkezine de namazı koymuşlardır.
Hesap nereden başlar?
Allah Rasulü s.a.v. Efendimiz buyurur ki:
“Kıyamet gününde kulun bütün amellerinden önce
namazlarına bakılır. Eğer namazı tam görülürse hem namazı hem de bütün amelleri
kabul edilir. Şayet namazı eksik görülürse, namazı reddedildiği gibi diğer
amelleri de reddedilir.” (Ebu Davud)
Namaz o kadar önemlidir ki adeta namaz bir yana her şey
bir yanadır. Tam bu nokta, çok ciddi şekilde düşünmemiz gereken bir noktadır.
Namazın neden bu kadar önemli olduğunu kavramadan kıymetini bilmemiz mümkün
olmaz.
Hepimiz kendimize göre bir hayat tarzı belirleriz. Bazı
şeyleri önceler, bazı şeyleri de öteler ya da erteleriz. Yani olmazsa
olmazlarımız vardır, bir de olsa da olur olmasa da olurlarımız...
Mevlâmız da bir hayat tarzı belirlemiştir. Yapılması
gerekenleri, terk edilmesi gerekenleri bildirmiş, bunlardan hangisinin
hangisinden daha önemli olduğunu da belirtmiştir. Kul dine yönelmekle bu ilahî
hayat tarzını seçmiş olur. Dine yöneldiği zaman da seçtiği hayat tarzının
merkezinde namazı bulur. Namaz kılmak ve onu her şeyden üstün tutmak bir
anlamda şu demektir: “Allahım! Ben kendi bildiğime göre yaşamak yerine senin
ermine uymayı seçtim. Emirlerini de kendimce yorumlamıyor, sana itaat ederken
senin belirlediğin sıraya riayet ediyorum.”
Nasıl bir namaz?
Namazın bütün ibadet şekillerini içinde barındırıyor
olması, sadece namaz kılınsın, başka ibadete gerek yok manasına gelmez. Olsa olsa
namazın biricikliğini, merkezî konumunu ve ulvî nimetlere erişmede anahtar
rolünü belirtir. Namazın nimetlerinden yararlanmak için de sıradanlaşmış, adet
haline getirilmiş olması değil belli özellikleri taşıması istenir. Hadis-i
şerifte şöyle buyurulur:
“Bir müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest
alır, huşu içinde ve rükûunu da tam yaparak namazını kılarsa, büyük günah
işlemedikçe, bu namaz önceki günahlarına kefaret olur. Bu her zaman böyledir.”
(Müslim)
Yani kıldığımız namaz sayesinde günahlarımızın bağışlanması
için öncelikle abdeste, gönül huzuru ve tadil-i erkâna dikkat etmek, büyük
günah işlememek gerekir. Abdestin güzelce nasıl alınacağı hadis-i şeriflerde
belirtilmiştir ve bugün uyguladığımız şekildedir. Fakat abdest alırken ilahî
huzura çıkmaya hazırlık yapıldığı bilinciyle hareket etmek, abdest azalarının
nerede başlayıp nerede bittiğine dikkat etmek ve sünnetlere uymak gerekir.
Namazda huşu, yani kalp huzuru için Allah dostları pek
çok tanım yapmıştır. Bu tanımlara bakarak huşunun en azından namazda başka bir
şey düşünmemek olduğunu söyleyebiliriz. Tam huşuya ermek her zaman kolay olmasa
da her mümin namaz kılarken aklıyla, gönlüyle Rabbinin huzurunda olduğunu
unutmamakla yükümlüdür.
Tadil-i erkân ise kıyam, rükû, secde ve oturuşların tam
olarak yapılmasıdır. Namazdaki hareketler tane tane olmalı alelacele oturup
kalkılmamalıdır.
Yukarıda geçen hadis-i şerifteki büyük günahlara
gelince... Bunlar hadis-i şerifte şöyle sıralanmıştır: Allah’ın tekliğine,
büyüklüğüne, kudretine ve otoritesine ortak kabul etmek yani şirk koşmak,
büyücülük, adam öldürmek, cihaddan kaçmak, yetim malı yemek, faizcilik, namuslu
kadına iftira etmek...
Bu yedi büyük günah yanında alimlerimiz zina etmeyi,
içki içmeyi, küçük de olsa bir günahı sürekli işlemeyi de büyük günah saymıştır.
Büyük günahları en iyi anlatan tasniflerden biri de hepimizin bildiği “54
farz”dır.
Kötülüklerle inanan arasında
set
Ankebut suresinin 45. ayetinde Mevlâmız buyurur ki:
“Şüphesiz namaz insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” Demek ki namaz
kıldığı halde kendisinde bir düzelme hissetmeyen, dinin yanlış saydığı
davranışlara devam eden kişiler namazlarını gözden geçirmelidir.
Namazla diğer ibadetler ve hayırlı işler arasında bir
yardımlaşma vardır. Yapılan güzel davranışlar kişiyi namaza yönelttiği gibi,
namaz kılmak da kötülükleri engeller, hayra ve hakka yöneltir. Bu denge
kurulurken dikkat edilmesi gereken şey, önceliklerin doğru belirlenmesidir. En
büyüğünden en küçüğüne bütün hayırlı ameller bir kurtarıcıdır. İnsanın
kurtuluşuna bir köpeğe su vermesi bile vesile olabilir. Hiçbir şeyi küçük
görmemek gerekir. Ama hayırlar arasında tercih yaparken de ilâhi düzene uygun
hareket edilmelidir.
Buna göre, namaz kılmayan birinin “benim kalbim temiz
demesi” anlamlı olmaz. Hatta insanlara hizmet ediyorum düşüncesiyle namazı
hızlı kılmak veya sünnetleri terk etmek bile yanlıştır. Sonuçta hizmet olsun,
ilim olsun bütün ibadetler Allah içindir ve neyin daha önemli olduğunu
belirlemek Allah’ın hakkıdır.
Namazın hakkını vermek için göstereceğimiz özenin,
harcayacağımız zamanın dünya ve ahiretimize zarar vermeyeceğinin garantisi,
kainatın yaratıcısıdır.