Hâl Dili - Abdullah S DEMİRTAŞ
Ne Zulüm, Ne Gıybet
Şeyh Sa’dî Şirazî k.s. gıybetin kötülüğünü şöyle bir
misal vererek anlatır:
“Bir genç, zalimliği ile meşhur hükümdar Haccac
hakkında:
– O, kan dökücü, taş kalpli, acımasız, insanların ahından,
feryadından korkmayan biridir. Ya Rabbi, senden korkmayan, halka acımayan bu
adamdan intikamını sen al, şu zalimi ortadan kaldır, diye söylenip duruyordu.
Bu sözler görmüş geçirmiş yaşlı bir zatın kulağına
ulaştı. O delikanlıya öğüt vermek amacıyla şunları söyledi:
– Evet, doğru. Haccac’dan mazlumun hakkı mutlaka
alınacak, bunda şüphe yok. Fakat bu gıybetini de senden soracaklar. Yaptığın
kâr değil zarardır. Sen Haccac ve onun hayatıyla uğraşmaktan vazgeç. Ben ne
onun zulmünü iyi bulurum ne de senin yaptığın gıybeti beğenirim.”
Ömür kadehi dolduğu zaman işlediği günahlar, kara
defterli bahtsız kimseyi cehenneme sürükler götürür. O zalime acıyan bulunmaz.
Besbelli o yalnız gitmesin diye gıybetçi de onun peşine takılır.
Şeyh Sa’dî Şirazî, Bostan
Sufilerle Yoldaşlık
Büyük zatlardan İbrahim Metbûlî rh.a., ne zaman
dergâhından bir mürit Ezher medresesine ilim öğrenmeye gitse ona şu tavsiyede
bulunurdu:
– Okula girdiğinde alimleri sor, onlar hakkında bilgi
edin. İnsanların takva ve zühd ile övdüğü, devlet yöneticilerinin, ileri gelen
kimselerin yanına sık sık gitmeyen alimlerin yanında oku. Yemesinde, giymesinde
takvalı olmayanlarda okumaktan sakın. Yoksa zamanla sen de onlar gibi olursun.
Dine dair yeni bir mesele öğrendiğinde sufilerin yanında onunla amel etmeye
çalış. Çünkü onlar, öğrendiğinle amel etme yolunda sana yardımcı olurlar. Eğer
fıkıh ehli bir alim sana;
– Bizim yanımızdan ayrıldıktan sonra, sufilerle
arkadaşlık etmekten ne kazandın, diye sorarsa şöyle de:
– Onlardan, sizden öğrendiklerimle en güzel şekilde amel
etmeyi öğrendim.
Envâru’l-Kudsiyye
Yeryüzünün Reyhanları
Yahya b. Muaz rh.a. şöyle der:
“Allah Tealâ’nın veli kulları yeryüzünde birer
reyhandır. Müritler onu kokladıkları vakit, kokusu kalplerine ulaşır ve bu
sayede Rablerine özlem duyarlar.”
Tenbîhü’l-Muğterrîn
Bir Gönüle Gir ki...
En çok hadis nakleden sahabi Ebu Hüreyre r.a., salih
kimseleri sevmek, onların gönlüne girmek hususunda şunları söyler:
“Kıyamet gününde kul, Allah Tealâ’nın huzuruna
getirilir. Allah Tealâ da ona: “Benim için veli bir kulumu sevdin mi? Seni onun
hatırına bağışlayayım..” diye sorar.
Bu nedenle salih zatları seviniz, onların desteklerini
alınız. Zira kıyamet gününde devlet onlarındır.”
İmam Şa’rânî, Tenbîhü’l-Muğterrîn
İki Meşale
“Sağ elinde Allah’ın kitabını, sol elinde Rasulullah
s.a.v.’in sünnetini tutan kimseler doğru yolda yürür. Şüphe çukuruna ve bid’at
karanlığına düşmemek için bu iki meşalenin ışığında yürümek gerekir.”
Ferîdüddîn Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ
Mürit Ne Zaman Olgunlaşır?
Meşhur veli Ebu Bekir Şibli k.s. hazretlerine:
– En acayip şey nedir, diye soruldu. Buyurdu ki:
– Rabbini tanıdıktan sonra O’na asi olan, karşı gelen
kalptir.
– Mürit ne zaman kâmil olur, diye sorulduğunda ise şu
cevabı verir:
– Her yerde ve her zamanda hali bir olup ihlâslı olduğu
vakit kâmil (olgun) bir mürit olur.
Tezkiretü’l-Evliya
Beş Sebep
Ebu Muhammed Mervezî rh.a. şöyle der:
“Şeytan, işlediği şu beş şeyden dolayı bedbaht olmuştur:
• Günahını itiraf etmedi.
• İşlediği günaha pişman olmadı.
• Kendini kınamadı, ayıplamadı.
• Hemen tevbeye yönelmedi.
• Allah Tealâ’nın rahmetinden ümidini kesti.
Adem a.s. ise şu beş özelliğinden dolayı saadet ehlinden
olmuştur:
• Günahını itiraf etti.
• Yaptığı hatadan dolayı pişmanlık duydu.
• Nefsini kınayıp, ayıpladı.
• Vakit kaybetmeden hemen Allah Tealâ’ya tevbe etti.
• Allah Tealâ’nın rahmetinden ümidini kesmedi.
Tenbîhü’l-Muğterrîn
Vakit Keskin Kılıç
İmam Şafiî rh.a. hazretleri sufilerle oturup kalkmayı
pek severdi. Bir defasında kendisine:
– Sufilerle oturmaktan kazancın ne oldu, diye soruldu.
Dedi ki:
– Onlardan iki şey öğrendim: Birincisi, vakit bir
kılıçtır. Eğer sen onu kesmezsen, (değerlendirmezsen) o seni keser. İkincisi,
şayet sen nefsini hayırla meşgul etmezsen, o seni şer ile meşgul eder.
İmam Şa’rânî, Envâru’l-Kudsiyye