İstanbul’un Manevi Mimarlarından Aksaraylı Cemal Halvetî - Abdullah GÖKMEN
Mutasavvıfların,
çok yönlü kişilikleri ile toplumun inşasına önemli katkı sağladıkları görülür.
Bu katkılar eğitimden iktisada, mimariden ilmî çalışmalara kadar büyük
çeşitlilik gösterir. Cemal Halvetî k.s. de, II. Bayezid döneminde yaşamış çok
yönlü mutasavvıflardan biridir.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra, şehri
maddi-manevi her yönden imar etmek üzere çalışmalara başlar. Fethin hemen
sonrasında hızla camilerin, medreselerin inşa edilmesi bu çalışmaların bir
sonucudur. Ayrıca İslâm coğrafyasından önemli alimler İstanbul’a davet edilmiş,
özellikle Maveraünnehir bölgesinden birçok alim İstanbul’a getirilmiştir.
Meşhur alim Ali Kuşçu da böyle bir davet üzerine İstanbul’a gelmiştir.
Diğer taraftan o dönemde İstanbul’u nüfus yönünden
yapılandırma çalışmaları başlamış, Anadolu ve Balkanlardan çeşitli gruplar
İstanbul ve civarına yerleştirilmiştir. Ticari hayatı canlandırmak için de
çeşitli meslek erbabına mensup zenaatkârların İstanbul’a göçmesi sağlanmıştır.
Fatih’in İstanbul’u her bakımdan imar gayretleri ve müslüman
bir kimliğe büründürme çabalarına oğlu II. Bayezid döneminde de devam
edilmiştir. Bu dönemde en çok dikkati çeken faaliyetlerden biri de tasavvuf
erbabının davet edilerek şehrin manevi yönden olgunlaştırılmasıdır. Kendisi de sufi
meşrep bir padişah olan II. Bayezid, İstanbul’da tekke ve dergâhların
kurulmasına büyük önem vermiştir.
Çelebi Halife
Cemal Halvetî k.s. 15. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış
önemli bir alim ve mutasavvıftır. Halvetî tarikatının Cemaliyye kolunun
kurucusu olan Cemal Halvetî’nin asıl adı Muhammed’dir. Aksaray’da doğmuş,
tahsil hayatını Karaman’da sürdürmüştür. İlk şeyhi de Karamanlı Karabaş Veli
k.s. hazretleridir. Kaynaklarda, zahir ilimlerde de yüksek mertebeye ulaştığı,
müderrislik yaptığı belirtilir.
Çelebi Halife namıyla meşhur olan Cemal Halvetî, II. Bayezid’in
Amasya valiliği yaptığı şehzadelik yıllarında maiyetinde bulunan alimlerdendir.
Daha sonra tahta geçen şehzade, Amasya’dan çok iyi tanıdığı Cemal Halvetî’ye
bir mektup yazarak onu İstanbul’a davet eder ve burada bir dergâh kurmasını
ister. Bu davete icabet eden Cemal Halvetî k.s., 1485 yılında İstanbul’a gelir.
Dönemin sadrazamı Koca Mustafa Paşa tarafından onun için cami, hankâh, imaret,
medrese ve hamam yapılır. İkameti için de bir ev inşa edilir. Kaynakların
belirttiğine göre II. Bayezid de iki kez dergâhta kendisini ziyaret eder. Cemal
Halvetî dokuz yıl ilim ve irşad faaliyeti yürüttükten sonra 1494 yılında vefat
eder.
Cemal Halvetî, kurduğu Cemaliyye koluyla, yetiştirdiği
halife ve talebelerle büyük irşad hizmeti ifa etmiştir. Yine kaynakların
kaydettiğine göre otuz beş civarında eseri vardır. Günümüzde de bu eserlerin
tamamına yakını elyazma eserler barındıran kütüphanelerde mevcuttur. Arapça,
Farsça ve Türkçe yazılmış olan bu eserler çeşitli tasavvufî konuları içerir.
Özellikle nefs tezkiyesi, kalp tasfiyesi ve zikrullahı anlatır.
Cemal Halvetî k.s. eserlerinde Ehl-i Sünnet yoluna büyük
önem verir. “Hz. Ebubekir r.a. Hakkında Yüz Söz” ve “Hz. Ali r.a. Hakkında Yüz
Söz” gibi eserleri bu önem çerçevesinde düşünülebilir.