Kırk Hadis - Selim GÜNEŞ
“Ümmetimin
dinî hayatına dâir kırk hadis öğrenen ve öğreten kimseyi Allah Tealâ fakihler
ve alimler arasında diriltir.” (Hadis-i şerif: Beyhakî; İbn Mâlik)
İslâm, bizlere Peygamberimiz vasıtasıyla gönderilmiştir.
Allah Rasulü s.a.v. hem dinin tebliğ edicisi, Kur’an’da belirtildiği üzere hem
de gerektiğinde kural koyucusudur. O, dini yaşayarak göstermiş, kıyamete dek
bütün müslümanlar için örnek teşkil etmiştir. Bu yüzden O’nun hayatı, emirleri
ve sözleri bizim için vazgeçilmez bir rehber niteliği taşır. Hadis-i şerifler
O’nun hayatını, emir ve yasaklarını, tavsiyelerini barındırdığı için çok
mühimdir. Yazımızın başında verdiğimiz hadis-i şerifte Allah Rasulü s.a.v. kırk
hadis öğrenen kişiyi ve onları başkalarına öğretenleri müjdelemiştir.
Hadis-i şerifler dinimizin bütün yönlerini Allah Rasulü
s.a.v.’in dilinden bize aktarır. İmandan ihlâsa, ibadetlerden temizliğe, aile
içi ilişkilerden toplum içindeki davranışlara, vatandaşlık görevlerinden
yöneticilere tavsiyelere kadar İslâmî hayatın bütün yönleri hadis-i şerifler
içinde yer alır.
Allah Rasulü’nün sözleri, yaptıkları ve çeşitli durumlar
karşısındaki tavırları demek olan hadisler İslâm’ın ilk yıllarından itibaren
kaydedilmiş, sonraki dönemlerde bunlar derlenerek hadis külliyatı
oluşturulmuştur. Hadis alimleri tarafından yapılan titiz çalışmalar sonucu
hadisler sınıflandırılmış, Hz. Peygamber efendimize aidiyeti şüpheli olanlar
ayıklanmıştır.
Hadis-i şeriflerle meşgul olanlar bilir ki, Efendimiz
s.a.v.’den aktarılan her söz kalbimize ferahlık verdiği gibi yolumuzu
aydınlatır, ufkumuzu genişletir. Bu yüzden hadis öğrenen kimse Sünnet-i Seniyye’den
pek çok hususu öğrenmiş olur.
Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimizin yazının başında zikrettiğimiz
müjdesini bu noktadan hareketle anlayabiliriz. Sünnet’in hayata aktarılması ve
İslâm ahlâkının herkesçe benimsenmesi için Allah Rasulü bu kısa yolu işaret ve
teşvik etmiştir.
Bir güzel gelenek
Efendimiz’in bu sözü sahabilerin hadis rivayetine
rağbetini artırmış ve hadis yazıcılığı içinde de özel bir alan oluşturmuştur.
Bu alan “40 hadis” yazma geleneğidir. Bu gelenek o kadar yaygınlaşmıştır ki
geçmişten günümüze binlerce alim bu müjdeye mazhar olmak için kırk hadis
derlemiş yahut derlenmiş kırk hadisi şerh etme, açıklama yoluna gitmiştir.
Kaynaklarda belirtildiğine göre ilk kırk hadis derleyen
kişi Abdullah ibn Mübarek hazretleridir. “El-Erbaûn” (kırk) isimli bu eser,
daha sonra yazılacak 40 hadis derlemelerine öncülük etmiştir. Arapça ‘erbaûn’,
Farsça ‘çihil’ ve Türkçe ‘kırk’, bu derlemelere isim olmuştur.
Eserlerin isimleri genelde aynı olmakla birlikte
içerdiği hadisler derleyiciye göre değişmektedir. Kimi itikat ve ahiret; kimi
fıkıh ve dinî hükümler, kimi zühd, ahlâk ve nefs terbiyesi; kimi zikir, dua ve
kimileri de Kur’an surelerinin ve ibadetlerin fazileti konularındaki hadisleri
derlemişler ve ‘kırk hadis’ oluşturmuşlardır. Bazı alimler de kudsî hadislerden
kırk hadis oluşturmuşlardır. Hadis öğrenmek için dolaşan muhaddisler de gezdikleri
şehirlerden “Buldâniyye” adıyla kırk hadisler meydana getirmişlerdir.
Bir kırk hadisle yetinmeyip birden fazla kırk hadis
oluşturan alimler de vardır. Mesela meşhur hadis hafızı Askalânî‘nin on bir
adet kırk hadis eseri bulunmaktadır. Son devir alimlerinden Yusuf Nebhânî ise
klasik kaynaklardan faydalanarak farklı konularda kırk adet ‘kırk hadis’ eseri
meydana getirmiştir. Yine son devir alimlerimizden Ömer Nasuhi Bilmen’in de “10
Kere 40 Hadis” adlı güzel bir derlemesi vardır.
Kırk hadis derleyecileri arasında Beyhakî, İsfehânî, Münzirî,
Nesâî, Sülemî, Zehebî ve Nevevî gibi meşhur alimler de vardır. Hatta İmam Nevevî
rh.a.’in eseri benzerleriyle kıyaslanamayacak derece şöhrete kavuşmuş ve
sonraki yüzyıllarda birçok önemli alim bu eseri şerh etmiştir.
Tasavvuf erbabı arasında da kırk hadise önem verilmiş ve
birçok tassavuf büyüğü derleme yapmış ve hadisleri açıklamıştır. Bu açıklamalar
tasavvufî olduğu için ayrıca önemlidir. Şâh-ı Nakşibend k.s. hazretlerinin
halifesi Yakub Çerhî hazretlerinin ahlâk konulu hadisleri derleyip açıkladığı
eser bunlardan biridir. Yine Osmanlı dönemi tasavvuf büyüklerinden Cemal
Halvetî hazretleri üç farklı kırk hadis eserini şerh etmiştir. İsmail Hakkı Bursevi
hazretlerinin de bir kırk hadis şerhi vardır.
Bir müjdenin peşinde
Bu sahada eser vermiş alimlerin hepsini burada saymak
mümkün değildir. Fakat bu rağbetin sebebi üzerinde durabiliriz.
Kırk hadis yazma geleneğine uyan alimlerin amacı bir
eser meydana getirmek ve bu silsileye dahil olmak değil elbette. Kırk hadis
derleyip açıklama yazanların gayesi Allah Rasulü’nün müjdesine nail olmak ve müslümanlar
arasında Sünnet’in yaygınlığını artırmaktır.
Kırk hadislerden Arapça bilmeyenlerin de yararlanması
için bu eserler farklı dillere de tercüme edilmiştir. Özellikle Farsça ve
Türkçe tercümelerin sayıları yüzleri bulmaktadır. Bütün bu çabalardan da
anlaşılmaktadır ki Allah Rasulü s.a.v. mübarek sözleriyle yolu göstermiş ve
binlerce alim de bu çağrıya kulak vermişlerdir.
Bugün hadisleri anlamaya, anlatmaya ve işaret edilen
doğru yolda yürümeye her zamankinden çok ihtiyacımız var. Hızla yozlaşan ahlâkî
değerleri korumak için Ahlâk Peygamberi’nin sözlerine mübarek emir ve
tavsiyelerini baş tacı etmemiz, onlarla bereketlenmemiz gerekiyor.