Hak Yolun Kılavuzları - Mehmet ILDIRAR
Allah Tealâ,
rızasına giden yolu bizlere bildirmiş ve dinini tamamlamıştır. Dinin hükümleri
açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Geriye bu yüce dini yaşayarak olgunlaşmak,
güzel ahlâkı hakim kılarak insan onuruna yaraşır bir hayat inşa etmek
kalmıştır. Dinimiz her yönüyle tam ve eksiksizdir.
Dinimizin mükemmelliğine rağmen bizlerin yanlış
mecralarda ömür tüketmesi nefsimizin kötülüğe meyilli olmasından kaynaklanıyor.
Kötülüğe olan meylimiz dini yaşamakla elde edilecek büyük faydaya ulaşmamızı
engelliyor. O halde nefsin terbiye edilmesi, kötülüğe meylin giderilmesi
gerekiyor.
Evet; dinimizde hiçbir eksiklik yoktur. Ayetler,
hadisler tamam. Mealler, tefsirler çeşit çeşit. Fıkıh hazır, hükümler, kitaplar
hazır. Ama insan dine uymazsa ne faydası olur. Çünkü kitaplar insanın elinden
tutup hayra götürmez. Namaz bahsini yüz kitap yazacak kadar bilsek bile namaz
kılmadıktan sonra ne faydası olacak.
Allah’ı gerçekten bilmek, sabahlara kadar süren ilahiyat
tartışmalarıyla değil, O’nun emirlerine uymakla olur. Tamam, iman bahsi
açısından Allah’ı bilmek ayrı, emirlerine uymak ayrıdır. İman yönüyle Allah’ı
bildim diyen mümindir, müslümandır. Ama Allah’ı bildim, anladım diyenin samimiyeti
ve olgunluğu emir ve yasaklara ne ölçüde uyduğuna bağlıdır.
Allah’a muhabbet ve itaat, nefsin ıslahı ile olur. Islah
ve terbiye olmayan, ne kadar bilgili olursa olsun, Allah’ın emirlerine uymakta
noksan kalır.
Ebu’l-Hasan en-Nedvî hazretleri “Dini yenileme, ihya,
İslâm’da yüksek bir makamdır. Hazret-i Peygamber’den sonra hiçbir peygamber
gelmeyecektir. Bu bakımdan Allah Tealâ, dini yenileme işini peygamber vârisi
olan kâmil insanlara bırakır.” demiştir.
Dini yenilemek nedir? Esasen din yenilenmez, fakat
zamanla içerisine katılan bidatlar, bozuk inançlar, ayet, hadis ve fıkıhtaki
yanlış anlaşılmalar düzeltilir. Yani İslâm’ı bozmaya çalışan kötü fikir ve
yanlış inançların temizlenmesi dini yenilemek olur. Bunun için İmam Rabbanî
hazretleri “Müceddid, ümmete gelen bütün feyz ve varidatın onun sayesinde
geldiği kimsedir.” buyurmuştur. Allah Tealâ peygamberleri ve salih kulları,
kendisine yeryüzünde halife seçip, zatına ayna, emir ve muradına aşina yaparak
kullarının önüne bir delil olarak koymuştur. Böylece onları cehaletten ve
sapmaktan kurtarmıştır. Kur’an’da “Andolsun ki içlerinden kendilerine Allah’ın
ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen,
kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere
büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık
içinde idiler.” (Âl-i İmran, 164) buyurması bu sebepledir.
Kusurlarından dolayı Allah’ın feyzini kabul etmeyen kalp
sahiplerine bu kâmil insanlar gönderilmiştir ki, nefsleri terbiye olup
kusurlarını bilsinler ve tevbe etsinler.
Günah Allah’ı unutmaya sebep olurken, tevbe Allah’ı
bilmeye ve O’na yaklaşmaya sebep olur. Peygamber mirasçısı kâmil insanların işi
de insanların günahları terk edip tevbeye yönelmelerine ve İslâm’ı doğru bir
şekilde yaşamalarına sebep olmaktır.