Geçmiş
yıllarda dergimizde ayın konusu olarak işlediğimiz kimi konular zaman içinde
yeniden gündemimize geliyor, kendini tekrarlatıyor. İki sebebi var bunun. Ya o konu
kimi çevrelerde yoğun olarak tartışılmaya, konuşulmaya başlanmıştır ya da biz önceki sayılarımızdan farklı şekilde ele alma
gereği duymuşuzdur. İlkinde dışarıdan ama dergimizin bigâne kalamayacağı bir
etki söz konusudur, ikincisinde ise gündemden bağımsız olarak tamamen bizim
kendi aramızda yaptığımız değerlendirme meseleyi yeniden ele almamıza neden
olmuştur.
Mukaddes Kitabımızla irtibatımızı, bu irtibattaki doğruları ve yanlışları ilk
kez 1999’da, dergimizin birinci yılında ayın konusu olarak işlemiştik. Sonraki
yıllarda çeşitli bağlamlar üzerinden zaman zaman yine
yazdık. Bu ay ise, bazı araştırmacı ve akademisyenlerin kitaplarıyla, çeşitli
basın yayın organlarındaki yazı ve konuşmalarıyla belli görüşlere taraftar
toplama çabaları üzerine yeniden ayın konusu olarak ele aldık.
Biliyorsunuz, Semerkand’ın kimseyle polemiğe girmek,
cevap yetiştirmek gibi bir tavrı ve tercihi yok. Fakat mukaddesata dair manipülasyonlar karşısında eğriyi doğruyu söylemek de yayın
ilkelerinin bir gereği. Siyasetle, ekonomiyle, eğitimle, üretimle ve daha pek
çok konuyla alakalı yüzlerce sorunla baş etmek zorunda bulunan müslümanı bir de kendi dini üzerinden hırpalamak hakikaten
anlaşılır şey değil. “Kur’an İslâm’ı” veya “Kur’an’daki İslâm” gibi söylemlerle müslümanı
kendi diniyle kavga ettirmek, beslendiği kaynakları gözünden düşürmek kimlere
fayda sağlayacak, düşünmek gerekir.
Biz, “Allah Kelamıyla Münasebetimiz” başlığı altında, özellikle Kur’an-ı Kerim odaklı bu tarz söylemlerden hareketle, Ehl-i Sünnet yolunun meseleye bakışını sunduk bu ay.
İstedik ki bu yeni dalgayla bir şekilde muhatap olan okuyucularımız nereye
sağlam basabileceğini düşünsün, gözden geçirsin.
Okulların tatile girmesiyle çocuklarımız, okul sıralarında mahrum kaldıkları
din eğitimi için camilerin, özel kursların yolunu tuttular. Allah onlara şevk
ve zihin açıklığı versin. Biliyorsunuz, tatil yapmak sadece gezmek eğlenmek
değil. Sürekli yapılanın dışında başka bir şeyle meşgul olmak artık eğitimciler
tarafından da kabul edilen bir dinlenme yolu. Kaldı ki çocukların zor şartları
bile oyuna dönüştürme becerileri var. Ailelerin bu yaz programlarını
desteklemesi, hatta yakından ilgilenip kalitenin artmasına katkıda bulunmaları
gerekir. İlköğretim çağı dinî eğitim açısından son derece önemlidir, bunu da
hatırlatalım.
Ağustos sayımızda buluşmak üzere inşallah.