(Geçen sayıdan
devam)
Riya, Allah Tealâ’ya bir çeşit şirk koşmaktır. İhlâs ise amelin kabulüne delil ve imanın icabıdır. Oyun ve
eğlence meclislerine devam etmek, Kur’an’ı unutturur.
Oralara şeytan gelir ve oralar insanı her türlü taşkınlığa sevk eder.
Kadınlarla çok oturup kalkmak kalpleri saptırır. Gözler kadınlarla oturup
kalkılan meclislere kayar. Buralar şeytanın tuzaklarıdır.
Allah’a verdiğiniz sözde durun. Zira Allah sadıklarla beraberdir. Yalandan da
uzak durun. Zira yalanla iman bir arada bulunmaz.
Dikkat edin! Doğruluk kurtuluş ve şeref vesilesidir. Yalan ise alçaklık ve
felakete götürür.
Dikkat edin! Hakkı söyleyin ki, onunla tanınasınız. Hak neyi gerektiriyorsa onu
yapın ki, ehl-i haktan olasınız. Size güvenip bir şey
emanet edenin güvenini boşa çıkarmayın. Sizinle irtibatlarını kesen
yakınlarınıza sıla-i rahim yapın. Sizi mahrum edenlere siz fazl-u
kerem ile muamele edin.
Söz verdiğiniz zaman sözünüzde durun. Hükmettiğiniz zaman adaletle hükmedin.
Soy-sopla övünmeyin. Birbirinize lakap takmayın.
Birbirinizle alay etmeyin. Birbirinize buğz etmeyin.
Zayıfa, mazluma, borçluya, Allah yolunda cihad edene,
yolda kalmışa, dilenciye, köleye yardımcı olun. Dullara, yetimlere acıyın.
Aranızda selamı yayın. Size selam verene misliyle veya daha güzeliyle karşılık
verin. “Birr ve takva üzere yardımlaşın; günah ve
düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’tan ittika
edin. Zira Allah’ın azabı çetindir.” (Maide, 2)
Misafire ikram edin. Komşuya iyi davranın. Hastaları ziyaret edin. Cenazeleri
teşyi edin. Ey Allah’ın kulları, kardeşler olun! Dünya yüz çevirdi. Veda etmek
üzere. Ahiretin ise gölgesi düştü; karşıdan göründü.
Bugün hazırlanma günüdür; yarın müsabaka var. Kazanan cennete, kaybeden
cehenneme girecek!
İyi dinleyin! Sizler şimdi, arkasında sizi hemen isteyen ecelin bulunduğu arzu
ve istekler alemindesiniz. Bu hazırlık dünyasında eceli gelmeden Allah rızası
için samimiyetle amel eden, işini en güzel şekilde yapmış, arzusuna kavuşmuş
olur. Amellerinde kusur eden ise zarar etmiş ve emeline ulaşamamış olur.
Üstelik de arzusu kendisine zarar verir.
Gerek sıkıntılı, gerekse huzurlu zamanlarınızda salih
amel işleyin. Eğer bir saadete nail olursanız şükredin. Bununla birlikte korku
ve endişeyi de bırakmayın. Eğer başınıza bir sıkıntı gelirse Allah’ı zikredin
ve umudu elden bırakmayın. Zira Allah, müslümanların
akıbetlerinin iyi olacağını, şükredenlere ise nimetlerini artıracağını
bildirmiştir.
Ben, cennet gibi, isteyenleri uyuyan bir yer görmedim. Cehennem gibi de, girmek
istemeyenlerin gaflet içinde bulunduğu bir yer görmedim. Yine ben, gizli olan
her şeyin açığa çıktığı, büyük günahların toplandığı bir gün için kazanılandan
daha kârlı bir kazanç görmedim. Hakkın fayda vermediği kimseler, bâtılın
zararını görürler. Hidayetin istikamete sevk etmediği kimseyi de dalâlet
kendisine çeker. Yakînin fayda vermediği kimseyi
şüphe zarara uğratır. Elindekinden faydalanmasını bilmeyene, elinde olmayan
hiçbir fayda sağlayamaz.
Size bu dünyadan göçeceğinize dair emir verilmiş, azığınızın ne olduğu da
gösterilmiştir.
İyi dinleyin! Sizin için en fazla korktuğum iki şey var: Uzun emel sahibi
olmanız ve nefslerinizin hevasına
uymanız. Zira uzun emel ahireti unutturur; nefsin hevasına uymak ise hakikatten uzaklaştırır.
Dünya sırtını dönmüş gidiyor. Ahiret de karşıdan
geliyor. Her ikisinin de evlatları (bağlıları, isteklileri) vardır. Siz,
gücünüz yettiğince ahiret evlatlarından olmaya bakın.
Sakın dünya evlatlarından olmayın.
Bugün amel günüdür, hesap yoktur. Yarın ise hesap vardır, amel yoktur.
İbn Kesîr, el-Bidâye
ve’n-Nihâye, 7/319-320.