Bazı okuyucularımız, dergimizin Kutlu Doğum Haftası’na gereken
önemi vermediği, haftayla ilgili yazılar yayınlamadığı şeklinde serzenişte
bulunuyor. Hatta Semerkand’ın her nisan sayısının Kutlu Doğum özel sayısı
olması gerektiğini söyleyen okuyucularımız var. Bunlar mevcut ortam dikkate
alındığında makul talepler sayılabilir. Fakat dergimizin Fahr-i Kâinat s.a.v. Efendimiz’e
yeterince önem vermediğini iddialarına ne demeli, bilmiyorum.
Biz Kutlu Doğum haftası konusunu nasıl değerlendirdiğimizi yine aynı vesileyle
geçen senelerde belirtmiştik. Mademki talep devam ediyor, bir kez daha
özetleyelim: Kutlu Doğum haftası 1989 yılından itibaren Diyanet İşleri Başkanlığının
ihdas ettiği bir etkinlik. Yani ay takvimiyle Rebiulevvel ayının 12’sine
tekabül eden Kutlu Doğumu miladi takvim hesabıyla 20 Nisan’a sabitleyip
kutlamak öyle eskilere dayanan, İslâm milletinin geleneğinde yer alan bir husus
değil. Diyanet İşleri Başkanlığı elbette güzel niyetlerle başlattı bu haftayı. Hz.
Peygamber Efendimiz’i konuşmayı, tanıtmayı, O’nun mübarek sîretini yeni
nesillerin gündemine getirmeyi hedefledi.
Fakat bu meseleye dair ciddi eleştiriler ve sorular var. Birincisi İslâm toplumlarının
öteden beri farklı usullerle kutladığı, tıpkı Ramazan gibi, bayramlar gibi yıl
içinde deveran eden Mevlid Kandili varken, gelenek buyken böyle bir haftanın
ihdası tartışmasız doğru mu? Ümmetin içine gerçekten siniyor mu? İkincisi,
modern ekonomik kültürün elverişli gördüğü her şeyi bir “endüstri” olarak
algılaması bu haftayı ticarîleştirmez mi? Yani Hz. Peygamber Efendimiz’in
isminin arkasına saklanmış ticarî niyetler nelere mal olur?
Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ne yazık ki bu iki
sorunun cevabı bile bizi bu konuya ihtiyatlı yaklaşmaya sevk ediyor. Plastik
gül ticaretinden, içi boş ama fiyatı dolgun Kutlu Doğum kitaplarına, sözde
Peygamber aşkına döktürülmüş pespaye yazılardan ucuz ağlak müziğe ve aygın
baygın konuşmalara kadar pek çok faaliyet doğrusu ürpertiyor. Yanlış
anlaşılmasın, temiz niyetle ve hakkı verilerek yapılmış işlere bir diyeceğimiz
yok. Biz dergi olarak elden geldiğince, en azından ihtiyattan yanayız. İçimize
sinmeyen bir konuyu herkes yapıyor ya da çoğunluk istiyor diye sunmayı doğru
bulmuyoruz.
Dergimiz bu ay “Bugünün Cihadı” başlığı altında cihad vazifesini ve bu kavramın
günümüzde öne çıkan içeriğini dikkatinize sunuyor. Burada özellikle “kültürel cihad”
kavramını vurgulamak isteriz. Biliyorsunuz Batı, toptan tüfekten ziyade televizyon,
sinema, edebiyat, gazete, internet gibi iletişim kanallarıyla, medya gücüyle
kendi kültürünü benimsetti. “Holywood olmasaydı Amerika’nın küresel kültür
etkinliğinden geriye ne kalırdı?” sorusu bile tek başına konuya dair büyük
ipuçları taşır. Özellikle çocuklarımızı eğitirken, onlara hedef gösterirken,
bugünkü etkinlik kanallarını göz önünde tutmamız gerekir.
Haziran sayımızda buluşmak üzere inşallah.