Güç ve
iktidar sahibi olmanın adeta kutsandığı bir çağda yaşıyoruz. Hakim kültür dört
koldan egolarımızın tahakküm arzusunu körükleyip duruyor. Manevi sorumluluk
hesabını unutarak, liyakat ve adalet ilkesini göz ardı ederek “suyun başını
tutma” yarışındayız hepimiz. Çocuklarımızı eğitirken, onlara hedef gösterirken
hakkına razı olmayı, kanaati, iyi ahlâklı olmayı değil, bedeli ne olursa olsun
güç ve prestij kazanmayı salık veriyoruz.
Kitaplarımızda ahlâkla ilgili bahislerde en çok üzerinde durulan konulardan
biri “hubb-ı câh”tir. Yani makam ve iktidar hırsı. İnsan nefsinin
fenalıklarından birinin bu hırs olduğu, manevi olgunluk için buna engel olmak
gerektiği anlatılır ahlâk bahislerinde. Özellikle tasavvufî terbiyede meseleye
özel bir önem atfedilir. Makam ve mevki değil, “fakr” hali övülür.
Elbette toplumun nizam ve intizamı, sosyal hizmetlerin yürütülebilmesi için
yöneticilik de yapılması gerekir. Fakat bu konum bizim kültürümüzde bir talep
konusu değildir. Liyakat ve adalet ilkesinin gereğine göre hareket edilir. Güç
ve iktidar sahipleri, devlet başkanı bile olsa, kendi egolarına göre davranmama
konusunda uyarılır. Geleneğimizde yöneticilere uyarılar içeren Siyasetname’ler
bu yüzden yazılmıştır.
İnsanlığın her devirde büyük egolarla başı dertte. Bugün daha çok böyle.
Eleştiri istemeyen, her işine her sözüne onay bekleyen, yaptıklarından sorumlu
olmak istemeyen egolar bunlar. Yönetici bizsek kendi egomuz, yönetiliyorsak makamın
egosu. Herkes her işi ne çok biliyor. Hepimiz her makama ne kadar layıkız.
Bilmenin ilk basamağı neyi bilmediğini idrak etmek değil miydi? Suçu nefse
atıyoruz. Nefs kavramı sorunu kendimizden uzaklaştırmak için kullanabileceğimiz
bir klişe değil oysa. Nefs kendimiziz, kendi şişkin egomuz.
Bu ay “Makam Mevki Hırsı” başlığı altında evlerimizden ülke yönetimine kadar
her alanda karşımıza çıkan bu güç ve iktidar tutkusunu işledik. Konu ilk
bakışta siyasi gibi gözüküyor olsa da tam olarak öyle değil. Dağda tek başına
çobanlık yapan kişiyi de ilgilendiren ahlâkî bir mesele. Ali Yurtgezen’in
kaleminden çıkan yazımız, umuyoruz kendimizi ve etrafımızda olup biteni
anlamaya yardımcı olur.
Bu ay yine özenle, emekle hazırlanmış bir dergi sunmaya çalıştık size. Bir
faydaya, hayra vesile olmasını dileriz.
Mayıs sayımızda buluşmak üzere inşallah.