Hz. Ali r.a. bir
hutbesinde Allah Tealâ’ya hamd ve sena ve Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz’e salât
ve selamdan sonra halka şöyle seslendi:
Ey insanlar! Sizden önce yaşayan kavimler içinde helak olanlar günahlara
daldıkları için helak oldular. Alimleri ve fakihleri onları kötülüklerden men
etmedi (ve hepsi birlikte helak oldu). Allah onların üzerine çeşitli belalar
indirdi.
Dikkat edin! Onların başına inen felaketler sizin de başınıza inmeden önce
marufu (iyiliği) emredin ve münkeri (kötülüğü) yasaklayın. Bilin ki, emr-i
maruf ve nehy-i münker ne bir rızkı keser, ne de bir eceli yaklaştırır
(İşinizden gücünüzden olacağınız veya cezalandırılacağınız endişesiyle emr-i
maruf nehy-i münker yapmazlık etmeyin). Allah Tealâ’nın, herkesin canı, malı ve
çoluk-çocuğuyla ilgili olarak takdir ettiği artma ve eksilme, gökten yere
yağmurun indiği gibi iner. Dolayısıyla birinizin evine barkına, malına veya
canına bir eksiklik (musibet) isabet eder de başkasında daha iyi bir durum
görürse, sakın bu onun için (yoldan saptırıcı) bir fitne olmasın.
Çirkin işlere bulanmamış müslüman bir kişi, çirkinlik anıldığı zaman ürperir,
Allah korkusuyla titrer. Aşağılık karakterli insanlar ise, ilk oyunda kazanıp
borçlarını ödemeyi uman mağrur kumarbaz gibidir. Oysa hıyanetten uzak müslüman
Allah’a dua ettiğinde iki iyilikten birini ister: Ya Allah katında olanların
kendisi için daha hayırlı olduğunu düşünür ve onu ister ya da Allah’ın
kendisine (dünyalık) rızık vermesini ister. Bir de bakar ki hem zenginleşmiş,
çoluk-çocuk sahibi olmuş, hem de şeref ve takva sahibi.
Kazanç iki çeşittir: Servet ve çoluk çocuk dünya kazancıdır. Amel-i salih ise ahiret
kazancıdır. Allah bazılarına bu iki kazancı birlikte nasip eder.
Nehcu’l-Belâğa’da hutbenin sonunda şu ifadeler bulunmaktadır:
Allah’ın sizi kendisinden (azabından) sakındırdığı gibi O’(nun azabı)ndan
sakının! Allah’tan eksiksiz bir şekilde ve gerektiği gibi korkun ve içine riya
ve gösteriş karıştırmadan amel işleyin. Kim (gösteriş yapmak suretiyle)
Allah’tan başkası için amel işlerse, Allah onu kendisi için amel işlediği
kişiye havale eder (kimin için ibadet ettiysen sevabını ondan iste, buyurur).
Allah’tan şehitlerin mertebesini ve bahtiyar kullarla birliktelik ve
peygamberlerle arkadaşlık dileriz.
İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk, 42/502-503; Ali el-Müttakî, Kenzu’l-Ummâl,
16/206-207; Nehcu’l-Belâğa, 45.