İktisat ya da
ekonomi, bir kavram olarak insanlığın gündemine hiç bu kadar girmemişti
denilebilir. Zengin fakir, köylü kentli, okumuş ümmi herkes, hepimiz bir
ekonomik sistemin unsuru olmakla birlikte sistem üzerine konuşan kafa yoran
bireyleriz aynı zamanda. Tabii herkes kendi fikrince, kendi durduğu yerden
bakarak… İnsan zihninin bir şeylerle meşgul olması lazım. Fakat
bu durum normal midir, tabii ve iyi midir düşünmek lazım.
İnsanı “tüketici”ye indirgeyen mevcut küresel kültür
noktasından bakacak olursak bunun düşünülecek bir yanı olmayabilir. Hatta bu
bir anlamda sisteme katılmayı yani “entegrasyonu”
sağladığı için iyi de görülüyordur. Fakat sistemin topyekun
insanlığa ve güzelim dünyaya ne yaptığına bakınca her şeyi yeni baştan düşünmek
kaçınılmaz oluyor. Ama bu kez konuyu başka bir “değerler sisteminin”
kavramlarıyla ele alarak.
Somut söyleyelim: Bugün geçerli sayılan ekonomik sistem içinde mesela “kanaat”
diye bir kavram yok. “Sabır” yok, “bereket” yok, “rızık”
yok. Allah’ın “Rezzak-ı Mutlak” olması yok. “Zaruret ve tahsiniyat”
yok. Bunlar olmayınca bu kavramların belirlediği o ruhumuzun, kalbimizin
tanıdığı ülkenin haritası da yok. Bugün geçerli sayılan sistemin kavramları
yabancı ve çetin bir ülkenin haritasını çiziyor. Bize yabancı, insanlığa
yabancı…
Şimdi bir ekonomik kriz var, bir kez daha. Önce kendini dünyanın patronu ilan
edenlerde finans krizi olarak başladı, oradan dalga dalga
dünyaya yayıldı, çünkü küresellik denilen şey ne yazık ki bir gerçek. Artık
ülkemiz insanı da bundan görece olarak etkileniyor. Kapanan işyerleri, işten
çıkarmalar vs… İşin sıcaklığını bire bir yaşayanlar için bu noktada düşünce
üretmenin, konu üzerine söz söylemenin pratik bir yararı yok.
Ama bereket aramak, bereketi celp edecek hattı hareket üzerine kafa yormak her
halükârda çok kıymetli. Dahası, böyle zamanlar sorunun nerede olduğunu görmek
bakımından, neyin yanlış olduğunu sorgulama bakımından bir zemin. Biz bu ay
“Ekonomik Kriz ve Müslümanın Dünya ile Alışverişi”
başlığı altında, kendi referanslarımız üzerinden böyle bir sorgulamaya kapı
aralamak istedik. Ayrıca, ayın konusu dışındaki diğer yazılarımızla da ilginizi
çekeceğini umduğumuz bir dergi hazırladık. Bir de bu sayımızda yeni kalemler
katıldı aramıza. Genç arkadaşlar bunlar. Yeni yol arkadaşlarımız.
Abone kampanyamızın devam ettiğini hatırlatarak bitirelim. Her yıl olduğu gibi
bu abone döneminde de belli bir artışla dergimizi sevdiğinizi gösterdiniz.
Hepinize, bütün ilgili arkadaşlara teşekkür ederiz.
Nisan sayımızda buluşmak üzere inşallah.