“Her biriniz
çobansınız ve elinizin altındakinden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır ve
elinin altındakileri layıkıyla muhafaza etmekten sorumludur. Erkek ailesinde
bir çobandır ve o da eli altındakilerden sorumludur. Kadın da kocasının evinde
bir çobandır ve eli altındakilerden sorumludur. Hizmetçi de efendisinin malında
bir çobandır ve elinin altındakilerden sorumludur. Dikkat edin! Her biriniz
çobansınız ve her biriniz sorumlusunuz.” (Hadis-i Şerif)
Hadis-i şerifler dinimizin ve özellikle Kur’an-ı
Kerim’in açıklayıcısı hükmündedir. Allah Rasulü
s.a.v.’in çeşitli vesilelerle söylediği sözler, asırlardır müslümanların
yoluna ışık tutmakta. Yukarıdaki hadis-i şerif yaygın şekilde bilinen ve
kullanılan hadislerden. Buharî, Müslim, Tirmizî ve Ebu Davud gibi muhaddislerin kitaplarında yer almakta.
Özellikle Buharî çeşitli konular altında hadisi
tekrar tekrar vermiş. Bu yinelemelerden anladığımız,
hadisin çok kuşatıcı olduğu.
Bu hadis-i şerifi, hakkında eskiden beri yapılmış olan açıklamaları göz önünde
bulundurarak açıklamaya çalışalım. Ancak daha önce, Ebu
Hureyre r.a.’ın hadisi
tamamlayan rivayetini de ekleyelim:
“Her Çoban kıyamet günü hesaba çekilecektir. Sürüsüne Allah’ın emirlerini
tatbik etti mi etmedi mi?”
Meşhur hadis alimi Kastalanî
hadisi şerh ederken şöyle der: “Herkes sorumluluğu altındakini iyi
duruma getirmekle vazifelidir. Sorumlu kimse adil davranmalı, sorumluluğu
altındakilerin ihtiyaçlarını gidermelidir. Bunları yapan kişi bol haz alır ve çok
hasenatla mükâfatlandırılır. Aksi takdirde sorumlu olduğu şeylerin her biri ahirette hakkını talep edecektir.”
Kastalanî açıklamalarını şöyle devam ettirir:
“Yönetici, idare ettiği kişilerde kanunları adil bir şekilde uygulamakla
sorumludur. Erkek, ailesinin nafakasını, giyimini, geçimini sağlamakla; kadın,
kocasının hayatını güzelce düzenlemekle, malını gözetmekle, çocuklarını
korumakla, misafirlerine iyi davranmakla ve kendi nefsini haramlardan
sakınmakla görevlidir. Evlat da babasının malını korumalı, maslahatını
gözetmelidir. Bu hadiste önce genel bir ifade kullanılmıştır. ‘Her biriniz
çobansınız ve her biriniz elinin altındakinden sorumludur.’ denilmiştir. Daha
sonra erkek, kadın, hizmetçi ve evlat yönünden ifade özelleştirilerek
açıklanmıştır. Sonra, ifadeyi güçlendirmek için, tekrar genel ifade
kullanılmıştır. Bu şekilde başta ve sonda genel bir ifade tercih edilmiş ve
herkes uyarılmıştır.” (İrşâdu’s-Sârî)
Kastalanî’nin dikkat çektiği gibi hadis-i şerifteki
üslup oldukça önemlidir. Yine meşhur alim Bedrettin Ebi Muhammed Aynî de “Umdetü’l-Kârî”
adlı eserinde Kastalanî’nin söylediklerini tekrarlar
ve onun fikirlerine katılır.
Hadisteki genele ve özele hitap eden ifadeler çeşitli maksatlar
barındırmaktadır.. Genel ifade edişten maksat, her
müminin bu bilinç üzre olmasıdır. Öyleyse müminlere
bir çağrı yapılmıştır. Nitekim bu meyanda, tüm müminlere hitap eden, hadisler
çoktur. Zaten Allah Rasulü s.a.v.’in muhatabı da
şüphe yok ki bizleriz. Bunun yanında özel ifade edişten yani yöneticiyi,
erkeği, kadını ve hizmetçiyi özellikle söylemekten maksat ise, herkesin bu
uyarının muhatabının bir şekilde kendisinin olduğunu bilmesidir. Zira herkes ya
kocadır ya da eştir. Bir şekilde herkes ya hizmet eder ya da yönetir. Öyleyse
hepimiz sorumluyuz.
Hadis üzerinde fikirlerini beyan eden bir diğer kişi de, “Sahih-i Buharî” açıklayıcılarından olan Askalânî’dir. O,
hadisteki “râî: çoban” kelimesi üzerinde durmuş ve
hadisi bu yönden açıklamayı tercih etmiştir: “Hadis-i şerifteki ‘raî’ kelimesi
‘koruyan, kendine güvenilen, sorumluluğu altındakinin iyiliği gözeten’
kişidir.”
Bunun dışında Askalânî hadis-i şerifi farklı bir
yönden de okumayı tercih eder. Bu şekilde hadisi birinci anlamının dışında
nasıl anlayacağımızı gösterir. Ona göre, hadisten şu anlam da çıkmaktadır: “
Kişi aynı zamanda azaları üzerinde sorumluluk sahibidir. Yapıp etme, söz ve
itikat açısından her ne emredilmişse yapması, her ne yasaklanmışsa terk etmesi
meselesinde, insanın azaları, potansiyeli ve hisleri kişinin sürüsü
hükmündedir. Bir başka itibarla bakıldığında, insan çoban olduğu kadar
güdülendir de...” (Fethu’l-Bârî)
Hattâbî de bu hadisle ilgili şunları ekler:
“Yöneticinin çobanlığı, kanunları uygulamak ve hüküm verirken adalete riayet
etmek suretiyle dinî unsurları korumaktır. Erkeğin ailesine çobanlığı, işlerini
idare etmek ve haklarını yerine getirmek; kadının çobanlığı, evin, çocukların,
hizmetçilerin işlerini tanzim etmek, her hususta kocası hakkında hayırlı
şeyleri istemektir. Hizmetçinin çobanlığı, eli altında bulunan şeyleri koruması,
yapması gereken işleri yapmasıdır.”
Allah Rasulü s.a.v. peygamber olarak gönderilişini,
“İnsan ahlâkını tamamlamak üzre gönderildim.” diyerek
açıklamıştır. O’nun sözlerini bu pencereden bakarak okuduğumuzda, anlamaya
çalıştığımızda, tamamıyla hayatımızı kuşatan ve bizlere yol gösteren sözler
olduğunu anlarız. İbrahim Canan da “Kütüb-i
Sitte Şerhi”nde bu açıdan bakarak açıklama yapmayı tercih etmiştir: “Hadis,
herkesin bir sorumluluk ve salahiyet dairesinin olduğunu göstermektedir.
İmamdan maksat devlet reisidir (Biz hadiste geçen ‘imam’ kelimesini ‘yönetici’
olarak çevirdik). Dikkat edilirse imam, erkek, kadın, hizmetçi, evlat gibi
görevleri farklı olan şahıslar, ‘çoban’ vasfında birleşmektedir. Şüphesiz
bunların her birinin sorumlu olduğu hususlar farklıdır. Bu ve benzeri hadisleri
dikkate alan alimler şu hükme ulaşmıştır: Mükellef
kimse, hükmü altındakilere karşı vazifelerinde kusur işlemişse kıyamet günü
hesaba çekilecektir.”
Son söz olarak Tîbî’nin yorumlarını verelim: “Bu
hadisten anlıyoruz ki, çoban zatı için tutulmaz, mal sahibinin, güdülmesini
istediği şeylerin muhafazası için tutulur. Öyle ise din hükümlerini koyan Allah
Tealâ’nın müsaade ettiği şeyler dışında tasarrufta
bulunulmamalıdır. Bu hadis, konusunda çok tatlı, böylesine genelleyici, böylesine
ifade güzelliğine ulaşmış bir başka örneği olmayacak mükemmellikte bir
temsildir.”