Canım oğlum Molla
Halil! On senedir suretimi, belki iki kaşımın arasını hatırından bir an olsun
çıkarmıyorsun. Ayaktayken otururken, yerken içerken, gidip gelirken kalbine
nakşetmekten bir an gafil kalmıyorsun ki şeklimiz kalbinde sağlamlaşsın ve her
an bizi düşünesin. Nitekim bizim gönlümüze gelen senin gönlüne yol bulur. Ondan
sonra muradına ulaşıp bu sırları açıkça kendinde müşahede eder, hepsini kendinde
bulursun.
Molla Halil, aşk, muhabbet, hakikat ilmi ve tevhid
sırrı Allah’ın emanetidir. Eğer Hakk’ın yardımı yoldaşın olup hakikate
ulaşırsan ve muhabbet sarayına girip tevhid sırrına
aşina olursan, bunları halka açıklayıp kendini meşhur etmemen gerekir. Mümkün
mertebe onları gizli tutmaya çalış ve ihtimam göster. Onları yabancılardan ve
ailenden gizle.
Molla Halil, canım oğlum, korkup hüzünlenme, elbette meramına ulaşıp tevhid sırrına erişir ve muhabbet denizine dalar öyle
gidersin. Daima sırrını sakla. Sırrı selamette olan, kalbi sırlarla dolu, saf
ve temiz olandır. Sırrı açıklamanın sonu pişmanlıktır. Sakın her önüne gelene
hikmeti söyleme. Ki sana yalancıdır demesinler.
Molla Halil, avam ile sohbet ettiğinde “insanlarla anlayacakları seviyede konuş”
sözü gereğince hareket et. Her ne sual ederlerse güler yüzle cevap verip sözü
uzatma. Onları güler yüzle karşıla, güler yüzle uğurla. Dışın daima halkla,
için Hak’la olsun. Sakın halk ile meşgul olman Hakk’tan
gafil olmana sebep olmasın. Maksadın din ise dünyadan geç, Allah’a dayan. Cümle
varlıktan geç, Hakk’a yönel.
Molla Halil, Fakirullah Hazretleri buyurdular ki: “Bu
kadar insan bana gelir. Her birinin başka bir maksadı var. Allah için ancak beş
kişi gelip muradına ulaşır ve nasip alır.” Bizlere de gelen çok. Fakat kabul
ettiğimiz müritler bugüne değin yirmi yedi kişidir. Fakat onların hiçbiri
seninle olan sohbetimize müyesser değildir. Yüce Mevlâ dilini, manevi sırlarını
açıklamaktan muhafaza etsin.
Molla Halil, sabır üç manaya gelir. Biri, hilm
(yumuşak huyluluk) manasına gelir ki acı sözlere tahammül etmektir. Bir acı
kelimeye sabretmeyen, nice acı kelimeler işitir. Bir diğeri dikkatli olup acele
etmemektir. Hadiste buyrulmuştur ki “Dikkatli davranmak Hak Tealâ’dandır,
acele şeytandandır.” Bir diğeri de musibetlere sabretmektir. Peygamberimiz
s.a.v. buyurmuştur ki “Kimin malına ya da kendine bir musibet gelse, onu
gizleyip kimseye şikâyette bulunmasa hakikaten Hak Tealâ
ona iman lezzetini ve kardeşlik izzetini ihsan eder.”
Molla Halil, dinin hükümlerine ihanet eden Hakk’ın sırlarında güvenilir olamaz.
Hak Tealâ ancak güvenilir kullarına ikramda bulunur.
Sakın halkın sana hayranlıkla bakmasına ve senden dua ve yardım talep
etmelerine aldanma. Zira nefsin hazlardan uzak olmalıdır. Hatta kendi nefsini
herkesten düşük bil. Bu yolun binası tevazudur.
Molla Halil, çok çalış çabala. Herkesi rahata kavuşturacağım diye üzülme.
Herkese hizmet et fakat mümkün mertebe kimseye hizmet buyurma. Özellikle
Allah’ın talebi üzere olduğunda, malınla, bedeninle ve canınla hizmet et.
Nitekim hadis-i kudside “Ya Davud,
beni talep eden birini gördüğünde ona hizmetçi ol.” buyurulmuştur.
Güzel davranışları bırakma, daima güler yüzlü ol. Zira hadis-i şerifte “Farzları
eda etmekle emrolunduğum gibi insanlara güler yüzlü
davranmakla da görevliyim.” buyurulmuştur. Tasavvuf
da bu manadan ibarettir. Nitekim denilmiştir:
Tasavvuf yâr olup yâd olmamaktır / Gül-i gülzâr olup hâr olmamaktır.
Molla Halil, sana hepsinden önemli vasiyetim şudur: Daima can kulağını açıp
sözlerime kulak ver. Her sözünde doğruluk üzere ol, yalandan sakın. Gıybet en
kötü sözdür. Otuz zinadan şerli ve haramdır. Dilini her türlü kötü sözden,
faydasız kelamdan koru. Allah zikrinin yeri olan dilini, gereksiz sözlerle
kirletme. Fazla ve gereksiz sözler yüzünden Allah zikrinden dilini
mahrum etme. Ahlâkını güzelleştirmeye çalış.
Başkaları hakkında güzel düşün, suizanda bulunma. Herkese güzel gözle bak,
kimseyi düşük görme. Hatta kendi nefsini herkesten alçak bil. Haramlardan ve
şüphelilerden sakın. Cömert ol, dağıtarak iki cihanı gönülden çıkar.
Bütün işlerinde dostça, acele etmeden orta halli ol. Dünya ve ahiret ehlinden her sınıf insana yaradılışına göre mülayim
ol, yumuşak söyle. Dilini güzel sözlere alıştır, hayırlıyı söyle, şirin cevap
al. Cümle halk hakkında hayır dile, herkese aynı şefkatle nazar et.
Dünya ehlinin hizmetine gitme. Dinini dünyaya satma. Ona karşı minnetsiz ol.
İlim ve dini yay. Ailene ve çocuklarına adaletli davran. Terbiye ederken
mülayim ol. Allah’ın yarattıklarına karşı öfkene sahip ol ki Allah’tan mükâfat
bulasın. Kızgınlığını gizle. Allah’ın sana nasıl davranmasını istersen, aynı
şekilde halka davran. Hiç kimseyi incitme ve kimseden incinme. Halkın eziyetini
Hak’tan bil. Nitekim dediğimiz gibi:
Nefsine kabul et Hakk’ı, halkı incitme / Kim incitirse seni, Hak’tan anla sen.
Sana yapılan eziyeti, sövgüyü ve zulmü, yapan kişinin zimmetine havale et. Mütevazilere tevazulu ol, kibirlilere müsamahalı davran.
Sana bir misafir geldiğinde, onu güler yüzle karşıla. Gücünün yettiği kadar ve
onun mertebesinin kaldırdığı kadar ikramda bulun. Elbette büyükleri vakarla
ağırlamak ve âlimleri tazim gerekir. Zayıflara yardım etmek gerekir. Çokça
hediye ver, tazimle karşıla. Misafirinin karnını doyurmaya çalış, ziyaretçine
ikramda bulun, hizmetini kendi elinle gör.
Halvet ve uzlette gördüm şöhretin afetini / Hizmet ve sohbetle Hazreti Mevlâ’ya
erdim ben.
Canım oğlum, Allah’tan gayrısının sevgisi, kalp ile
hakikat arasında kara bir bulut gibi bir perde olup kalbe hicran verir. Artık
kalbine gelen vesveselerden uzak dur. Gönlünde Hakk’ın huzuru olsun.
Gönlün hallerinden ve aşk ahvalinden haberdarsın. Fakat sırlar ve aşk ahvali
gönülde kalmalıdır. Ancak akıl ve din ile amel etmelisin.
Oğlum, aşk ve muhabbet belalı büyük bir davadır. Büyük insanlara özeldir. Sana
lazım olan kelamımıza kulak verip itaat etmendir. Ola ki teslimiyet ve itaat
sebebiyle rızamızı elde eder ve nefsanî alakalardan kurtulursun. Senin için de
bundan büyük devlet olmaz. Kulun vazifesi teslimiyet ve itaattir. Teslimiyet,
rıza yollarının en güvenilir olanıdır. Daima tefekkür et. Vesselam.
Not: Bu mektup, el yazması eserler barındıran bir kütüphanedeki eski bir
eserin içerisinde bulunan ve Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin mektubu
olduğu anlaşılan bir metinden alınmıştır. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin, müridi Avnikli Molla Halil’e gönderdiği mektup, şahsa özel
kısımları çıkarılarak kısaltılmıştır. Bu mektubu bulup
bizlerle paylaşan Yrd. Doç. Dr. Ekrem Bektaş’a
teşekkürü bir borç biliriz.