32
ve 54
Bize göre bilginin, ilmin asıl hedefi yaratıcıyı bilmek, yaratılana faydalı
olmaktır. Böyleyken dünyanın şatafatı gözlerimizi hatta gönüllerinizi
kamaştırıyor, yanıltıyor. İlmin gayesi şöhret, makam, mevki, refah içinde yaşamaktan
ibaret oluyor. En masum görüneni ise bir meslek sahibi olmak için
öğrendiklerimiz.
Dinimizi anlatan bunca eser olsa bile, günümüz dünyasının fikriyatı medeniyet
ve geleneğimizi demode göstermekte. Öyle ki temel dinî bilgilerimizi öğrenmek
ve öğretmek bile modern dünyanın pedagojik icazetine bağlı. İlim öğrenmenin farziyeti
ise dünyevî bilgileri öğrenme mecburiyetine dönüştürülmüş durumda. Tamam, o
olmadan olmaz, din de böyle söylüyor. Ama önce müslüman kimliğimizi kuşanmamız
lazım. O da tevhitle başlar, ibadet ve ahlâkla olgunlaşır, güzel sonla nihayete
erer. Önce bunun ilmi gerektir ve hadis-i şerife göre farz ilim budur.
Aslında üzerimize farz ilmi edinmek hiç de zor değil. İş sadece geleneğimizi
hatırlamak, takip etmek. Çocuklarımıza tevhit ve ibadetin temeli olan “32
Farz”ı, ahlâk ve edebinin temeli olan “54 Farz”ı öğretmekle başlayabiliriz.
Bunların tamamı iki dosya sayfasına sığan, ama iki dünya saadetine ulaştıracak
bilgiler. Bilinen yaşandıkça da Allah’ın bereketlendireceği bilgiler.
Bir bakın neler var bu iki sayının içinde. Yani 32 ve 54’de. Allah’a inanmakla
başlar, kullukla devam eder. 54 farzın içinde Peygamberimizin ahlâkı
toplanmıştır. Allah’ı daima zikretmek, ana-babaya iyilik, yetimin malını
yememek, kibirlilik göstermemek, daima doğru olmak, haram yememek ve giymemek,
Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek, riyadan sakınmak, her şeye ibretle bakmak,
zulümle halkın malını yememek ve diğerleri... Birçoğu bugünkü dünya
görmezlikten gelse de insana ve topluma şifa ilkeler. Tabii ki biliyoruzdur ama
yeniden hatırlayalım 32 ve 54 farzımızı.
Bir Dergi: Rıhle
Dikkatli okuyucularımızın hatırlayacağı üzere bir süre önce Rıhle Dergisi’nin
yayın hayatına başladığını duyurmuştuk. Rıhle, bizim de gündemimizde bulunan
önemli sorunların üzerine gidiyor. Meselelere Ehl-i Sünnet hassasiyeti
zaviyesinden bakan dergi ekibi, “Modernizm”i konu edindikleri 3. sayılarını da
yayınladılar. Ne yaptıklarını kendilerinden okuyalım:
“İslâm’ın kaynaklarına, tarihte ortaya konulmuş pratiklerine, inşa ettiği ferde
ve topluma ve bugüne ne söylediğine ilişkin olarak kafa karıştıran soru
işaretlerinin nereden kaynaklandığını sormayı çoğumuz akıl edemiyoruz. Din
adına ortaya atılan yeni keşiflerin bizi çarpması, toplum olarak ‘Meğer bugüne
kadar bize öğretilenler yanlışmış; işin aslı öyle değilmiş’ tarzı cümleler
kurmaya hazır bir algı durumuna, böyle bir kıvama getirilmiş müslümanların
karşısında Rıhle; ‘Bilincimize Musallat Olan Çağdaş Virüs: Modernizm’ sayısı
ile modern dünyada ‘İslâmî Duruş’un kapılarını
aralamaya çalışıyor.”
Dinde reform ve tecdid söylemleri ile ülkemizde ve İslâm dünyasında 19. asırdan
bu yana cereyan eden fikrî akım ve temsilcilerinin dinde reform kavramıyla elde
edemedikleri netice, maalesef dini modernize etme çabalarıyla gerçekleşmiştir.
Bu tehlikeli serüvenin seyrini ve hedeflerini Rıhle Dergisi’nden
okuyabilirsiniz.
Aşure Günü
Baktım İlâhi metinlere
Bugün on muharrem aşure.
Adem’le Havva indi yere
Bugün on muharrem aşure.
Bugün doğdu Musa ve İsa
Balıktan doğuş var Yunus’a
Nice olaylar var okunsa
Bugün on muharrem aşure.
Gezdi hep yeryüzü su diye
Nuh ve gemi indi Cudi’ye
Fakirler bekler bir hediye
Bugün on muharrem aşure.
İbrahim doğdu mağarada
Süleyman sultandır karada
Musa kavmiyle bir arada
Bugün on muharrem aşure.
Hüseyin şehit Kerbela’da
Dua makbul olur Mevlâ’da
Bir şefi’ var Arş-ı Âlâ’da
Bugün on muharrem aşure.
Aşure önemli sonuçta
Müminler iki gün oruçta
Azalma yaşanır her suçta
Bugün on muharrem aşure.
Ekrem Şama (Şairin kendi adını taşıyan websitesinden alınmıştır.)
Yedi Duygusal Tuzak
Psikologlar, en yakınımız bile olsa, insanların bizleri kullanmak için duygusal
tuzak kurduklarını söylüyorlar. Bunlar gündelik iletişimin akışı içinde
çoğunlukla masum tuzaklar. Bir de bizden bir şeyler koparmak isteyenlerin kurdukları
duygusal tuzaklar var ki, işte bunlara dikkat etmek lazım. Biz size bunların
ipuçlarını verelim, gerisi size kalmış. Önce tuzağın cinsi, sonra kamuflaj
cümlesi. Buyurun:
Suçluluk: “Bunları senden duyduğuma inanamıyorum. Bunu nasıl söyleyebilirsin?”
Gözdağı: “Bu senin için son şans. Benden daha fazla destek bekleme.”
Pohpohlama: “Senin gibi zeki ve akıllı biri bu işin üstesinden kesin gelir. Sen
olmadan işler yürümüyor.”
Korku: “Böyle giderse tüm kazandıklarını kaybedebilirsin. İşleri yoluna koymak
için bu son şansın, neden riske
atıyorsun?”
Merak: “Bak, dünyaya bir kere geliyorsun. Dene. Her zaman geriye dönebilirsin.”
“Denemeden bilemezsin. Belki de sonucu görmediğin için hep pişmanlık
duyacaksın.”
Sevilme isteği: “Herkes senden bunu bekliyor. Eğer bu işi başaramazsan, herkes
için büyük bir hayal kırıklığı olacak.”
Sevgi sömürüsü: “Beni sevseydin...” diye başlayan tüm cümleler…
Bir not: Siz yine de sevdiklerinizin kahrını çekmeyi ihmal etmeyin. Bazen
görmemek, duymamak hatta aldanmak daha güzel sonuçlar verir.