|
İSLAM MEZHEP VE FIRKALARINI BİRLEŞTİRME KONUSU
Müslümanları düşünce,
kanaat ve gayelerinde bir araya getirip birleştirmek İslam'ın en büyük
hedeflerinden biri olduğu gibi, İslam'ın kuvvetlenmesini, kalkınmasını
ve ilerlemesini sağlayan önemli bir faktördür. Aynı zamanda bu yaklaşma
her yerde ve her zaman müslürnan topluluklarının yararlarınadır.
Bu yaklaşmaya yapılan çağrı, bazı art niyetlerden uzak ise ve bu yaklaşmadan
hasıl olacak faydayı, ortaya çıkan zarar kapatmıyorsa hiç şüphesiz her
müslümanın bu çağrıya koşması ve bu yaklaşmanın başarısı için çalışması
gerekir.
Son senelerde bu çağrı hakkında söyle nenler o kadar arttı ki, bu çağrı
ve hakkında söylenenler, dört mezhep bağlısı Ehl-i Sünnet'in en büyük
merkezi olan Ezher'i dahi etkiledi. Salahaddin Eyyubi'den beri takip
ettiği sistemi aşan bir tavırla bu mevzuyu ele aldı. Başta İmamiyye
Şiası olmak üzere dört mezhebin dışındaki mezhepleri tanıma işine koyularak
onlara yaklaşma işini başlatıp yıllardır takip ettiği çizgiden çıktı
Onun için bu tehlikeli mevzu; meseleyi, doğacak aksaklıkları ve neticeleri
müdrik kimselerin araştırma, inceleme ve tartışmasına muhtaçtır.
İhtilaf mevzuu dini meselelerin hallinde doğru sözlü, ileri görüşlü
ve istikamet sahibi olmak gerekir. Bu meseleleri araştırmaya teşebbüs
edenler de meselelere sokuşturulan şeyleri çok iyi bilmesi, Allah için
samimi olarak çalışması, araştırma ve hükümde insaflı olması gerekir
ki çalışmanın gayesi gerçekleşsin ve faydalı neticeler elde edilsin
inşaallah.
Başarı sebeplerinin en kuvvetlisi iki taraf veya mevzuyla ilgili taraflar
arasında karşılıklı anlayış bu konuda -ve bu konuyla ilgili her hususta-
mülahaza ettiğimiz ilk şeydir. Bu mülahazaya Ehli Sünnet ve Şia'yı yaklaştırma
meselesinden bir misal verelim :
Şia ve Ehli Sünnet'i yaklaştırmak için Şii bir devletin resmi bütçesiyle
Mısır'da bir merkez açtığı görüldü. Bu cömert Şii devleti bu gibi merkezi
kendi propaganda ve yayılma yerleri olan Tahran, Kum, Necef, Cebel Amil
veya benzeri merkezlerinde değil Ehli Sünnet merkezinde açarak kendi
mezhep müntesiplerine göstermediği cömertliği bize göstermiş oldu. Bu
cömertlik bir defa değil muhtelif asırlarda tekrar etmiştir. Bu gayeyle
gönderdikleri davetçiler mezhepler arası birleşme ve yakınlaşmayı sağlamaya
değil kendi mezheplerini yaymaya çalışmışlardır. Bu çalışmalar neticesinde
Irak'ta Şii'ler azınlıkta Sünni'ler çoğunlukta iken Şii'ler çoğunlukta
Sünni'ler azınlıkta kalmışlardır. Celal Es-Suyuti zamanında bu maksatla
İran'dan Mısır'a bir davetçi gelmiştir ki Suyuti bu davetçi sebebiyle
"Miftah ul-Cenneti fil-i'tısam bis-Sünneti" (Cennetin Anahtarı
Sünnete Bağlanmakladır) isimli risalesini yazmıştır, "EI-Havi lil-Fetava"
isimli kitabında bu davetçiye işaret etmiştir (Müniriyye Matbaası Cilt:
1. Sh. 330).
Yukarda ismi geçen Şii propaganda merkezlerinden son senelerde yaklaşma
fikrini yıkıcı, engelleyici kitaplar çıkmıştır. Misal olarak Necef ulemasının
uç cüz halinde neşrettikleri "Zehra" isimli kitabı zikredebiliriz.
Bu kitapta Müminlerin Emiri Hz. Ömer b. Hattab'ın erkek suyundan başka
şifası olmayan bir hastalığa müptela olduğunu yazmışlardır Bunu Cezayir
uleması başkanı olan EI-Beşir El-İbrahim Irak'a yaptığı ilk ziyaretinde
görmüştür. Bu misli mezhep taassubuyla hareket eden kirli ruhlar yaklaşma
fikrine bizden daha ziyade muhtaçtırlar Yok eğer Ehli Beyt'e onlar daha
ziyade bağlı -iddialarına göre - olduklarını ileri sürerek aramızdaki
esas ayrılma noktasının Ehli Beyt'e olan sevgileri ise nasıl oluyor
da İslam'ın omuzlarında yükseldiği Ashabı Kiram hakkında bu derece kin
besliyorlar ve Hz Ömer hakkında bu kirli sözleri söyleyebiliyorlar.
Mezhepleri yaklaştırma meşalesinde önce Şia'nın İslam'ın ilk büyükleri
hakkındaki kinlerini hafifleterek ve Ehli Sünnet'in. Ehli Beyt'e gösterdiği
sevgiye, onlara karşı saygı görevlerinde kusur etmemelerine teşekkür
ederek başlamaları gerekirdi. Ehli Sünnetin su kadar kusuru var ki,
bizler; Ehli Beyt'i Allah'ın yanı sıra ilah edinmemiş onlara tapınmamışızdır.
Kendilerinin bu katılıkları karşısında bizden yumuşama bekleyerek yaklaşmamızı
istiyorlar.
Yaklaşma ve anlaşması istenen noktada iki tarafın da anlayış göstermesi
şarttır. Yoksa zıt kutupların bir araya gelmesiyle anlayış gerçekleşmez.
Ve bu çağrı, çağrı olmaktan ve bugün olduğu gibi iki tarafın değil bir
tarafın bu işi gerçekleştirmesi için çalışmış olmasından öteye geçemez.
Yaklaştırma merkezinin propagandası Şii merkezlerinde kurulmadan sadece
Ehli Sünnet'in merkezi olan Mısır'da kurulamayacağı gibi, mezhepleri
yaklaştırma dersi Şu okullarında okutulmadıkça Ehli Sünnet okullarında
da okutulsun denemez Yok eğer şimdi olduğu gibi bunu bütün taraflar
değil de sadece bir taraf yaparsa bundan başarı beklenemez. Tabii bundan
hiçte iyi olmayan bazı aksulameller ortaya çıkmazsa…
Bu yaklaşma meselesinin en gülünç tarafı da esası bırakıp teferruat
ile ise başlanmasıdır
| |
|
 |
|