İlköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler

<< < (4/10) > >>

mescere:
A- Haritalar konuşur mu?

Harita üzerinde bulunan çeşitli işaretler ve renkler haritanın dilini oluşturur.
Bu işaretler ve renkler yardımıyla haritadan çok şey öğrenebiliriz.

B- Türkiye’nin yüzey şekilleri

Yeryüzünün her tarafında görebileceğimiz, dağlar, tepeler, düzlükler ve çukurluklar ile suların tümüne birden yeryüzü şekilleri denir.
Yeryüzü şekillerinin gösterildiği Türkiye fiziki haritasına baktığımızda mavi, yeşil, sarı, kahverengi gibi çeşitli renkler görürüz.
Bu renklerin hepsinin ayrı bir anlamı vardır.
Deniz ve göller mavi rengin tonlarıyla gösterilir:
-   Az derin sular açık mavi
-   Çok derin  sular ve akarsular ise koyu mavi renkle gösterilir.
Karalarda ise, deniz seviyesi sıfır metre olarak kabul edilir:
-   deniz seviyesinden fazla yüksek olmayan yerler yeşil ve tonlarıyla
-   deniz seviyesine göre orta yükseklikte olan yerler açık kahverengiyle ve
-   deniz seviyesinden çok yüksek olan yerler ise koyu kahverengi ile gösterilir.

mescere:
Dağ: Çevresine göre yüksek olan inişli çıkışlı yer şekilleridir.

Tek dağ: Bulundukları yerde tek başına yükselen dağlardır. (Erciyes gibi)

Sıra dağlar: Aralıksız diziler halinde uzanan dağlardır (Toroslar gibi)

Tepe: Yüksekliği 500 metreyi geçmeyen yer kabartılarına tepe denir.

Doruk: Dağın en yüksek yerine doruk (zirve) denir.

Geçit: Dağlık yerlerin ulaşıma imkan veren bölümlerine geçit (boğaz) denir. (Gülek boğazı gibi)

Ova: Çevresine göre alçakta olan geniş düzlüklere ova denir.
Genellikle tarım için elverişlidir.
Ülkemizde iki türlü ova vardır: kıyı ovaları ve çöküntü ovaları

Kıyı ovaları;
-   denize yakın alanlardadır
-   Irmakların taşıdığı alüvyonların birikmesiyle oluşur
-   Yükseklikleri azdır
Delta adı da verilen bu ovaların başlıcaları:
-   Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerde Bafra Ovası
-   Yeşilırmak’ın denize döküldüğü yerde Çarşamba Ovası
-   Seyhan, Ceyhan ve Tarsus nehirlerinin denize döküldüğü yerdeki Çukurova
-   Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz, Bakırçay, Ergene ve Meriç ovalarıdır.

Çöküntü ovaları;
-   yurdumuzun iç kesimlerinde
-   denizden uzak
-   çok yükseklerde bulunur.
Başlıcaları; Bursa, Erzurum, Muş, Eskişehir, Erzincan, Iğdır, Ankara, Malatya, Harran ve Konya’dır.

mescere:
Plato: Çevresine göre yüksekte kalmış geniş düzlüklere plato (yayla) denir.
Bu düzlükler, akarsular tarafından derince yarılmıştır.
Bunlardan;
-   Haymana, Cihanbeyli, Obruk, Uzunyayla ve Bozok platoları İç Anadolu Bölgesi’nde,
-   Yazılıkaya platosu Batı Anadolu’da,
-   Taşeli platosu Akdeniz Bölgesi’nde,
-   Gaziantep ve Şanlıurfa platoları Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde,
-   Erzurum ve Kars platoları ise Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alır.
Yurdumuzda platoların en yaygın olduğu yer İç Anadolu Bölgesi’dir.
Platolar tarım ve hayvancılık yapmaya elverişli yerlerdir.

Vadi: Akarsuların yatağının derinleşerek oluşturduğu uzun oluklara vadi denir.
V ve U şeklinde vadiler vardır.

Akarsu: Belli bir kaynaktan doğan, yağmur ve kar sularıyla beslenen ve arazinin eğimine göre akıp giden sulara akarsu denir.
Çevremizde gördüğümüz dere, çay ve ırmaklar birer akarsudur.

Dere: Suyu az ve boyu kısa olan akarsulara dere denir.

Çay: Derelerin birleşmesiyle oluşan akarsulara çay denir.

Irmak: Çayların birleşmesiyle oluşan akarsulara ırmak (nehir) denir.
Akarsularımızın bir kısmı kıyılarımızın olduğu denizlere dökülür.
Bazıları da ülkemiz sınırlarını aşarak başka denizlere dökülür.
Yurdumuzda doğup yine yurdumuzda denize dökülen akarsularımız;
-   Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya, Seyhan
-   Susurluk, Bakırçay, Gediz, Ceyhan
-   Büyük Menderes, Küçük Menderes, Göksu ve Tarsus
Yurdumuzda doğup sınırlarımız dışında denize dökülen akarsularımız;
-   Dicle, Fırat
-   Aras, Çoruh ve Kura’dır.
Sınırlarımız dışında doğup yurdumuzda denize dökülen akarsularımız ise;
-   Meriç ve Asi ırmaklarıdır.

mescere:
Göl: Yeryüzünün çukurlarında toplanmış, akıntısı olmayan durgun sulara göl denir.
Göller; akarsularla, yer altı sularıyla ve yağışlarla beslenir.
Ülkemizdeki göller iki türlüdür: doğal göller ve baraj gölleri.

Doğal göller: Ülkemizde irili ufaklı 200 kadar doğal göl vardır.
-   Tatlı su gölleri (Beyşehir, Eğirdir, İznik, Manyas, Sapanca, Ulubat)
-   Tuzlu su gölleri (Tuz Gölü)
-   Sodalı su göleri (Van Gölü)
-   Tuzlu ve acı göller (Burdur Gölü ve Acıgöl)
Van Gölü Türkiye’nin en büyük gölüdür.
Tuz Gölü, Türkiye’nin ikinci büyük gölüdür.
Beyşehir, Burdur ve Eğirdir göllerinin bulunduğu yere Göller Bölgesi (Yöresi) denir.
Sularını akarsularla dışarıya akıtan göllerimizin suyu tatlıdır.
Akıtamayan göllerimizin suları ise acı veya tuzludur.

Baraj gölleri: Akarsular üzerinde kurulan barajların oluşturduğu göllerdir.
Başlıca baraj göllerimiz:
-   Fırat nehri üzerinde; Keban, Atatürk, Karakaya
-   Kızılırmak üzerinde Hirfanlı ve
-   Sakarya nehri üzerinde bulunan Sarıyar’dır.
Barajlar;
-   sulama yapmak
-   su taşkınlarını önlemek ve
-   elektrik santralleri kurmak amacıyla akarsular üzerine yapılır.
Göllerimizden;
-   tuz ve soda elde etmede
-   balıkçılıkta
-   turizmde
-   ulaşımda ve
-   sulamada yararlanırız.

mescere:
Deniz ve kıyılarımız: Yurdumuzun üç tarafı denizlerle çevrilidir.
Bu denizler; Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz’dir.

Liman: Deniz araçlarının fırtınalı havalarda barındığı, yük alıp boşalttığı yerlere liman denir.
En önemli limanlarımızdan bazıları İstanbul, İzmir, İskenderun ve Trabzon’dur.

Ada: Her yanı sularla çevrili kara parçasına ada denir. (Kıbrıs, Gökçeada, Bozcaada)

Yarımada: Üç tarafı denizlerle çevrili, diğer tarafı da karaya bağlı adalara yarımada denir. (Anadolu)

Körfez: Denizin karaya doğru sokulduğu büyük derin girintilere körfez denir. (Antalya, İzmir, İzmit)

Koy: Denizin karaya doğru sokulduğu küçük girintilere koy denir.

Burun: Kara parçalarının denize doğru uzanmış bölümlerine burun denir. (İnce Burun)

Boğaz: Karalar arasında denizin çok daralmış yerlerine boğaz denir. (İstanbul ve Çanakkale)

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa